Reklamlariniz icin en dogru adres
Alış Satış

Euro 2.3264 2.3376
Dolar 1.8387 1.8476
Sterlin 2.8903 2.9054
24 Mayıs 2012, Perşembe
Seri İlan
Kategori: Alış, Satış ilanlar
Kategori: Alış, Satış ilanlar
Anket
Avrupalı Türkler artık Oy kullanabilecek, Bugün Türkiyede Seçim Olsa Hangi Partiye Oy Verirsiniz?
AKP
MHP
CHP
BBP
DSP
BDP
HAS Parti
SP
DP
Diğer

Program Arşivi

Gösterim: 1235

Gösterim: 3609
Foto Galeri
Rotterdam Durumu
  Sıcaklık 14C
  Hava DurumuRotterdam Hava Durumu
 


Yol Durumu


Routeplanner
 
Ahmet Caymaz
Suya Bırakılan mektuplar
21 Aralik 2010, Salı  09:53 Karakter Boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

Zaman muğlak bir boşluğa doğru akıp gidiyor.
Kabusların ardı arkası kesilmiyor, sürekli astsal bir yolculuk, maviye çıkmıyor ve yürek bağından boşluğa sürükleniyor örselenmiş gövdesi. Hep melankolik, hep bastırılmış, gem vurulmuş duygular bütünü ve hayalperest, kadın…
Yokluğa çıktığından beri günler, gecelere bırakıyor da yerini; geceler geldi mi hiç gitmek bilmiyor.
“Bir Sabah uyanışlarının en güzelini yasamak adına bırakıyor kendini…”
Zaman ihanetlerle dolu ve gökkuşağı elbiseleriyle bir kadın saklıyor içindeki çıkmaz sokakları. Kurşuni rüyalarını kimseyle paylaşamıyor ve sürekli korkuyor bütün kadınlar gibi anlatınca aşağılanmaktan, itilmekten. Öyle çok cani yanmış ki her defasında dayak yer gibi kevgire dönmekten ve dudaklarının altındaki yumrukları gizlemekten, öyle çok tükenmiş ki karanlık kabuslarını söyleyememekten…
Sukutun lal olduğu saatleri saklamaya çalışsa da, gözlerine bakınca anlıyorsunuz kana bulanan beyazlığı, uyku girmeyen boncuk gözlerin olgunluğunu.Yalnızlık düşüyor bir taksinin camına dayadığında basını. Sonra Yagmur sicim sicim değerken yüzüne o, kabuslarıyla bas basa geçiyor kaldırım taşlarını. Başı önde alabildiğine, suskunluğu bütün yüreğinde. Yine de güzel; yine de hep anlamlı, ince belli; kırmızı rujlu kadının dudakları, yalnızlık düşerken payına.
“ Ve yağmur yağıyor. Yagmur bütün kadınların bileklerini kırıyor, ıslatıyor Yagmur iliklerine kadar bütün kadınların muratlarını….”
Bir kadın, kucağında bebeği avuc açmış yağmura; avuç açmış önünden gecen kırmızı rujlu kadına. İkisi göz göze, ikisi de acili…
Hayat mutluluk getirmiyor, avuçlarına düsen yağmuru fark etmeyen kadina. Bebeğine sımsıkı sarılırken üşümeyen , evde ateşler içinde yanan ve bir diğeri hangi sokakta olduğunu bilmediği çocuklarını düşünürken, soğuğu hissetmeyen kadına yasam huzur vermiyor. Onun dertleri bambaşka. O, evde içki bekleyen kocasını, para götüremediginde yiyeceği dayağı, evde bir lokmaya muhtaç ateşli caninin parçasını  ve o, sokaklardaki insanların onu ağlayarak bakmasını düşünüyor.
Ayaklarındaki ince ayakkabılar su alıyor; sokak ortalarında çaresiz ; paramparça bir yürek.
Herşeye rağmen güzel. Yüzündeki acı izler dahi güzelliğini bozamıyor. Çünkü o, bir anne!

Göz göze iki kadın…
Tekliği ve düşündüğünde onbeş yıllık evliliği, aldatılışı; kocam dediği ve ömrünü adadığı adamın gittiği onsekizlik kız geliyor aklına kırmızı rujlu kadının…Böyle başlamamıştı, hayat arkadaşı ilk kez ellerinden tutarken, hayata merhaba darken… Tükenen neydi? Nereye yarardıki iş güç o, hayatının anlamını kaybettikten sonra. Nereye yarardıki, para, pul, sevdiği karsısına geçip “ ben aşık oldum” dedikten sonra kızı yaşındaki küçük kadına…Anneydi, kadındı yani toprak gibi bir varlıktı ama ne olursa olsun “o” tas değildi. Yaşadığı insan yüreğinde bir yıkımdı , on şiddetinde bir depremdi ve kabuslarından kurtulamıyordu iste.

Göz göze iki kadın…
Evini düşünüyordu diğeri mutlu değildi; mutluluk neydiki? Sevgi neydi? Ask neydi? Bunları duymamıştı ki, anlamını bilsin. Hep güz, hep yaprak dökümlerini yasamıştı kadın. Onüçünde babasının zoruyla gittiği adamın kahrını çekiyordu. Hiç görmemişti denizi beyaz ekranda bile, maviyi, yeşili. Onun derdi eve gittiğinde damdan akan sulari temizlemekti. Hasta cocuguna sarılmaktı. Onun derdi eve birkaç lokma götürmekti, kocasına rakı parası. Kurtulamıyordu kabuslarının gerçeğini yasamaktan, kurtulamıyordu iste…
“Yagmur yağıyordu ve kadın belki nice kadın; fark etmiyordu gözlerine değen Yağmur damlalarını. Fark edemeyecek kadar kabuslarında yaşıyorlardı hayati çünkü…”
Gözler ayrıldı birbirinden. Ellerine tutuşturduğu bir kaç kağıt parçasıyla uzaklaştı kırmızı rujlu kadın; yalnızlığına ve kimsesizliğine doğru. Diğeri farklı bir yöne. Kucağında bebeği; avuçları umutlara ve yağmurlara açık…
İkisi de güzeldi kadınların, kabuslarıyla da yasasalar, gerçekleriyle de. Bütün kadınlar gibi güzeldiler ve içlerindeki acılar, açığa vuramadıkları sancılarıyla. Yağmurlar bile bozamıyordu güzelliklerini çünkü yüreği yaralanmamış kadın yoktu.
Ve her kadın yüreğinde bir iz taşır, adi “acı” olan…

 

Bu haber 3058 kez okunmuştur.
YORUMLAR
Bu Yazıya Toplam 1 Yorum Gelmiştir
Aziz Dostum
Gönderen: Oğuz
Aziz Dostum, Çok güzel desem sığmaz sadece bir sözcüğe. Zengin ötesi bir yaklaşım ve ifade tarzı. Tebrikler ve teşekkürler. Yığılmadan yola devam etmek umuduyla, görüşmek üzere.
06 Mart 2011, Pazar 14:05
 
Haber  Blog Video Foto İlanlar
Namaz
  
Üye Girişi
Röportaj
Türkiye'de 130 bin 480 yabancı kişiye, 105 milyon 206 bin metrekarelik 134 bin taşınmaz satılırken, 847 şirket 12 milyon metrekarelik 8 bin 774 taşınmaz aldı.
Yazarlar
Video
Hiç süphe yok ki Allah onlarin gizlediklerini de açikladiklarini da bilir.(Nahl-23)

 
REKLAM   l  İLETİŞİM   l   KÜNYE   l   GİZLİLİK İLKELERİ   l   Subscribe us   RSS Feed       Follow us   Bizi Takip Edin   Follow us  izleyin