Sonbahar

Hafif küf kokusu, nem kokusu ,islak her yer toprak kokusu , agac yapraklarının rüzgarla bulustugunda çıkan seslerr
sanki büyülü bir orkestra gibi ...Gözünü kapatıp sadece koklasan ve duysan yeterli ...
Ihlamur agaclarinin yuzunuzu oksayan, carpan dallarinin her biri acik unuttulmus esans siseleri gibi...Bu kokulari icinize cekmek icin bu dev govdeli agaclarin altina girip, goklere dogru bakinca, gok baska gorunuyor sararmis guz yapraklari  gogsunuze duserken... En guzel hangi agaclarin yapraklari sararir. Suphesiz iri yaprakli agaclar. At kestanesi. Cinar agaclari. Kocaman yaprakli agaclarin eteklerinde yaprak denizi sapsari dalgalanir...Yerlere dokulmus yapraklar denizleri icinde kac bin cins ayri sari..Her bir sari yaprak kalbimizden vurmaya yemin etmis...Sararmis guz yapraklari ruhumuza tatli bir serinlik dusururken  Garcia Lorca’nin bu guzel siirini okuyalim.
 
Düş bozulup gitmiş gelmemek üzre!
Yağmurlu akşam vakti
yüreğim öğreniyor
ağaçların döktüğü
güz trajedisini.

Düş bozulup gitmiş gelmemek üzre.
Gelmemek üzre! Tanrım!
Kar yağmaya başlıyor
ıpıssız düzlüğüne
ömrümün
ve uzaklara giden
hayal gücü korkuyor
donmak ve kaybolmaktan.

Ah, bana diyor ki su
düş bozulup gitmiş gelmemek üzre!
Ama düş sonsuz mudur?

Sistir onu koruyan
ve kar yorgunluğundan
başka şey değildir sis.

Anlatıyor ki ezgim
düş bozulup gitmiş gelmemek üzre.
Ve yağmurlu akşamda
yüreğim öğreniyor
ağaçların döktüğü

güz trajedisini.
 
(guz 1919)
 
 
 Yapraklari dallara baglayan ozsuyu zinciri tukendi. Artik sari sari gulumsuyor sari sari oluyorlar. Bahar, yaz boyu, bir tablo gibi eglendirdi sizi, tabiata, insanlik telasinizdan curcunasindan kurtulmak icin sigindiniz..Simdi soyunup dokulen huzunlu yapraklarda baska hayaller.
Esrarengiz sapsari guzelliginden baska bir sey var. Her  bir yapragin istirap halini almasi, soylermisiniz nedir simdi duygularimizin bu kadar etkilenmesi.. Bir ruyadan firlamiscasina ruzgarda savrulmalari. Ruzgar goklerin senfonisi. Agaclar evlatlarini kaybeden  bir tiyatro  kahramani. Acikli bir dram sahne aliyor. Sonbaharin bize sundugu essiz tablo simdi nasil icimizi kiyiyor!
 
“Seni opuyorum
ilk kirazi koparircana sabah serinliginde
urperiyorum
bir de bakiyorum ki
coktan gecip gitmis kiraz mevsimi
cevizler cirpiniyor saksagan seslerinde
uzaklarda sis icinde
yaprak olmus savruluyor
ilk kirazi kopardigim yesil dal” diyor buyuk sair, Hasan Huseyin Korkmazgil.
 
Sonbahar  deyince , yapraklardan soz edince , o muhtesem eser  animsanmaz mi!
 
Edmond Rostand’dan soz ediyorum…Yillar once okumustum ve yakin zamanda sinemaya tekrar uyarlanan filmini izledim.
 
Okuyalim birlikte…
 
 
Dunya edebiyatinin en buyuk eserlerinden sayilan Cyrano de Bergerec´ da. Roxana, oyunun kadin kahramani. Roxana’ya asik iki erkek, biri Christian, digeri gizlenmis sevgilisi: Cyrano! Christian cok yakisikli, Cyrano cok cirkin. Cyrana askina edebiyyen karsilik alamayacagini bilir. Christian’a yalvarir: “Sen bana guzellik ol/ ben sana ruh olayim!”..Sevdigi kiz Roxana kuzenidir, cocuklugundan beri tanisirlar. Roxana, Cyrano’yi agbi bilir.Bir gun Cyrano’dan, kendisini Christian denen yakisikli cocukla tanistirmasi icin yardim ister.Ancak, Christian cok tutuktur, konusmasini bilmez, ask sozcukleri bulamaz.Roxana karsisinda rezil olacagini dusunur. Cyrano devreye girer, ask mektuplarini kendisinin yazacagini soyler.Christian’in cok sert  bir karekteri vardir, Roxana, beni oldugum gibi kabul etsin diye diretir. Ve Roxana’nin karsisina oldugu gibi cikmaya karar verir., buyuk bir husran yasar.Cunku Roxana’ya sadece ‘seni seviyorum’diyebilir, Roxana israr eder: ‘hadi’ , “devam edin lutfen, buyuleyici, sarhos edici sozlerinizibekliyorum’’ der. Christian kekeler, tikanir, soz bulamaz.Roxana bu dunya guzeli yakisikli cocugu hic  umursamaz, “ruhu da guzel olmaliydi” diye inat eder.Christian, askini kaybedecegini anlayinca Cyrano’nun tavsiyesine istemeden uyar, bir gece, Roxana’nin penceresinin ardinda, karanlik icine saklanarak , Cyrano, Christian’i taklit eder kendi rolunu oynar ve Roxana yeniden Christian’a asik olur…Christian magduriyetini kabullenme. ‘Beni oldugum gibi sevsin’ diye diretir. Coyrono,  baskasinin adina mektuplar yazar. Ask mektuplari yazdigi adam, chistian savasta olur. Christian son nefesinde Roxana’ya : “Roxana! Korkunc cirkin bir adam olsam  yine beni severmisin?  Roxana: “evet” der… Ve biraz sonra Cyrano’ya “Her seyi denedim, onun gercek sevgilisi sensin” deyip, olur.
Romantizm burada had safadadir.Roxana, gururla, Christian’in yazdigini sandigi mektuplari gosterir: “Bakin ustunde Christian’in gozyaslari var!”.. Gozyaslari aslinda Cyrano’nundur. Cyrano ayrica, Christian adina son bir veda, ask mektubu yazmistir. Roxana, Christian’in kalbi uzerindeki kanli mektubu edebiyyen kalbi ustunde tasir. Ustunde Cyrano’nun gozyasi, Christianin’in kani bulunan mektup, bir muska gibi, bir buyu gibi, Roxana’nin kalp agrisini edebiyyen dindirmeye calisacaktir!
Oyunun son perdesi, onbes yil sonra bir manastir bahcesinde gecer. Cyrano onbes yil boyunca, kalbinde sakladigi aski Roxana’ya hic soylemez. Cyrano her Cumartesi  Roxana’yi duzenli ziraret eder.Roxana’yi ziraret edecegi  bir Cumartesi gunu, manastira ilk defa gec gelir, cunku, karsisina kiliciyla cikamayan rakipleri bir suikast duzenler, Cyrano’nun kafasina kalas dusururler. Cyrano yaralidir.Olmek uzeredir. Roxana olmekte oldugunu bilmez.
Son sahne. Manastirin bahcesi. Bir sonbahar gunu. Roxana yine gergef islemekte. Aksam olmakta. Yapraklar, Roxana’nin gergefi uzerine dusmekte! Bu son sahne, edebiyatin yerkurede duzenledigi en guclu,en duygulu sahne.Bu son sahnede her replik, her cumle, kanli bir mermi gibidir, ustelik askamdir, ustelik bir sonbahar gunudur.
Cyrano, gergefin uzerine dusen sonbahar yapragini gorur ve sahne baslar, ilk cumlesi: “Yapraklar” …
Yine mi o yapraklar..Bundan sonrasi artik tufandir. Gergefin uzerine dusen her yaprak Cyrano’nun nefesini darlastirir, bogar, olumunu hazirlar! Roxana, binlerce kez cikartip okudugu kalbinin ustunde gozyasi ve kan lekeli Christian’in mektubunu bir kez daha okumak ister. Mektubu bu kez ilk defa okumak icin Cyrano ister. Cyrano yarali ve cancekismekte. Hava mektubu okuyamayacak kadar kararmistir. Ancak, mektup, satiri satirina Cyrano’nun ezberindedir.Cyrano aksam karanliginda mektubu okur ve Roxana karanlikta nasil okuduguna sasirir, bagirarak yerinden kalkar: “Bu mektuplari yazan sendin…”( Roxena, bu mektuplari yazan siz iseniz, benim gercek sevgilim sizsiniz,  demek ister...) Cyrano, eliyle mektubun ustundeki kani gostererek: “ Ama kan, onun kani!”…
Cyrana sendeleyerek ayaga kalkar, son nefesini vermekte. Arkadasi, olmekte oldugunu anlar ve ona : “Ay isigi seni goturmeye geldi” der. Bu cilgin romantigi bu dunyadan ay isigindan baska kim gorurebilir.
Roxana, olmekte olan Cyrano’yu yerde, basindan sarar, Cyrano’nun agzindan Roxana’ya karsi son cumlesi dokulur: “gururum!” .. Perde, oyun biter…
Roxana’ya askim demez, sevgilim demez, ona “gururum”der…
 
Bu hikayeden insanligin cikardigi ders sudur: Baskalarinin kaniyla, baskalarinin acisiyla ask ve sevgiyi talep edemezsiniz!..
 
Gercek sevgili kim ? Yuzu guzel olan mi, ruhu guzel olan mi?
 

www.Turkinfo.nl sitesinden 24 Mayıs 2012 Perşembe tarihinde yazdırılmıştır.