Herkesin zannettiği 28 Şubat´ta başlayan soğuk savaş şuan da uç noktaya ilerliyor.
Konuya dalmadan yaşanmış bir hikaye anlatalım;
´´Günlerden bir gün Almanya´dan getirtilen Mücahit namlı mühendis bir cami imamının yanına gider. İmam içeride talebelerine anlattığı dersi bırakarak yeni bir parti kuracak olan bu mühendisin yanına gelir. Ve mücahit başlar anlatmaya;
Ey hoca gel bizim partiye katıl. Sen bu civarda etkilisin bize de çok faydan olur, der. İslami düzen getereceğiz, istediğiniz gibi yaşayacaksınız....derken...
Hoca´da; Sayın başkan bu iş siyasetle olmaz, yanlış yapıyorsunuz muvaffak olamazsınız, şimdi talebe yetiştirme ve ileride şuurlu Müslümanların hareket edeceği bir zemin hazırlamak zamanıdır, diyerekten anlatmaya devam eder...
Mühendis bey ise kulak ucu ile şöyle bir dinler, ardından kafayı caminin kapısından içeriye doğru uzatır, ders çalışan çocukları görünce; Sen bu çapulcularla mı bu işi yapacaksın der ve çeker gider...Aradan yıllar geçer, başkan efendinin yaşı 80´e gelir dayanır, darbe yer, seçimlerde mağlubiyetler yaşar ve şimdi bir köşe de hayatının sonunu beklemektedir...Diğer ise....uzatmayalım...
*
Aslında bu kısa hikayecikte anlatılacak çok şey var ama derdimiz şimdilik bu değil...
Gülen grubu, Milli görüş, Cübbeli, Haydar Baş ve hafiften Süleymancı ekip birbiri ile kavgalı vaziyette.
Zannediyorum ´´Müminlerin helakı iftiraktadır´´ itabı bizim için geçerli.
Osmanlıyı yıkan ırki hırs şimdilerde cemaatsel boyuta gelmiş durumda.
Günlerdir gazete ve internet sitelerinden sert eleştiriler yönelten Milli görüş ekibi ile Baş´çı ekibe Gülen grubundan hala ses yok ama bir tarafın bile olayı farklı boyutlara getirmesi Türkiye´yi hiç iyi yerlere götürmez.
Önümüzde ABD, PKK, İSRAİL, AB gibi belalar varken cemaatler birbirlerine laf yetiştirme derdinde.
*
Eğer mesele iktidar kavgası ise Milli görüş´ün ne yaptığını anlamak çok zor.
Aslında bu Erbakan ekibinin acayip bir din anlayışı vardır. Bunların nasıl bir zihniyete sahip olduklarını anlamak için size küçük bir örnek vereyim;
Sakarya Üniversite öğrenci konsey seçimlerinde bazı olaylar çıkmış Ülkücü kardeşlerimizle bu yobaz ERBAKANCI ekip arasında bir kavga yaşanmıştı.
O olayda ilginç bir enstantane vardır.
Milli görüşçü gençler, ülkücü kardeşlerimize saldırmaya doğru koşarken ağızlardan çıkan cümleler şöyleydi: ´´ALLAH ALLAH ALLAH ALLAH ALLAH VURUN´´...
Evet yanlış duymadınız.
Sadece bu kadar da değil. Kavgadan sonra yüzü yarılan bir Erbakan müridi genç, yüzündeki kanı sildikten sonra ülkücü kardeşlerimize dönüp ´´bu kanın hesabını ahiret´te vereceksiniz´´ diyerek çıkıp gitmişlerdi.
Sanki kafirlerle Müslümanlar arasında bir kavga varmış gibi hareket etmeleri Milli görüşçü zihniyetin nasıl bir din anlayışına sahip olduğunu zannediyorum açıkça gösteriyor.
Şimdi ise cemaatler arasına nifak sokmaya çalışan bu grup bir dönem ülkücü düşmanlığı yapmakla kalmamış çok çirkince hareketlerde bulunarak o pak İslam dinini siyaset alet etmişlerdi.
Aradan geçen o kadar süre zarfında görüyoruz ki yine değişmemişler.
Gülen grubunu ister sevelim, ister sevmeyelim o kadar da önemli değil. Burada önemli olan Türkiye´nin enerjisini boşa harcamamak. İnsanların arasına nifak sokmamak, meseleyi ileri boyutlara taşımamaktır.
Ne yazık ki, bunlarda o kadar çirkince hareketler var ki hangi birini anlatsak bilemiyorum.
Bakınız Arap yarım adasını bitiren kardeş kavgası değil midir?
Filistin´in en büyük sorunu kendi içlerinde yaşadıkları iftirak, kin ve iktidar kavgası değil midir?
Filistin´e yardıma gidiyorlar, gelip Türkiye´de nifak sokuyorlar.
İşte milli görüş ekibinin gerçek yüzü ve zihniyeti budur.
Bunlar komünistlere karşı mücadele eden ülkücülere dahi destek vermemiş, evlerinde sessizce oturarak darbeyi beklemişlerdi.
Başbuğ Türkeş, 80 darbesi olmaması için çırpınırken, Erbakan efendinin ise kılı kıpırdamıyordu.
Bunların vifak ve ittifaktan da haberleri olduğunu düşünmüyorum.
Eğer biliyor olsalardı bu meselenin ehemmiyetini kavramış olurlardı.
Allah Resulü (sav) duasında ümmeti için Allah´tan üç talepte bulunmuştu. ´´İlki, ümmetinin açlıkla cezalandırılmaması. İkincisi ümmetinin geçmiş kavimler gibi toplu halde helak olmaması idi. Üçüncüsü ise ümmetinin iftiraka düşmemesiydi´´
Kainatın sahibi ilk iki dua´yı kabul etmiş ama üçüncüsünü kabul etmemişti.
Ve o günden bugüne görüyoruz ki, Müslümanlar hiç bir zaman ne toplu halde helak´a uğradılar nede açlıkla imtihan edildiler.
Ancak Hz.Ali döneminde başlayan iftirak, kardeş kavgası yani Müslümanların birbirine düşmesi ise hiç bitmedi.
Şimdi ise Türkiye´de Müslümanlar arasına nifak sokmaya çalışan güruhları görüyoruz.
İlk önce ülkücülere ırkçı diyerek lekelemeye çalıştılar. Şimdi ise cemaatler arası nifak işlemine girişmiş durumdalar.
Türkiye´yi yaralayarak kime hizmet ediyor bu Müslüman gözüken milli görüşçüler, bilemiyoruz.
Bunlardan birkaç tane de AKP içinde var. Başta Beşir Atalay.
Adam içişleri bakanı olur olmaz bütün Süleymancı ve Milli görüşçü ekibi devlet kadrolarına doldurdu.
Ayıptır günahtır beyler.
İşin ehli olan insanları oralardan alıp kendi adamlarınızı koyarak bu ülkeye hizmet edemezsiniz.
Haksızlığın olduğu yerde adalet olmaz. Adaletin olmadığı yerde Allah´ın rahmeti bulunmaz. Allah´ın rahmetinin olmadığı yerde de helakiyet vardır ve bu da haktır. Gün geldiğinde yüzünüze çarpılacaktır.
Partilerin peşine takılarak İslam´a hizmet edemezsiniz. Edemediğiniz gibi birde zarar veriyor, insanları perişan ediyorsunuz. İşte 28 Şubat...
28 Şubat´ın baş mihmandarı Erbakan´dır. Göz göre göre bu ülkeye ihanet etmiş, darbe yaptırmıştır.
İslam düşmanı bu insanlara, Erbakan ölümü göze alıpta neden direnmedi? Nerede kaldı şehitlik makamı, nerede ahiret aşkı...
Merak ediyorum, Sayın Erdoğan Selanikli Yahudi Çevik Bir´e ve onun şürekasına neden bir yaptırım uygulamıyor?
Zannediyorum 8 yıldır iktidar da kalmayı kendisinin başardığını düşünüyor Tayyip bey...
Eğer öyle düşünüyorsa kendine yazık ediyor Sayın Erdoğan.
Onu orada tutan güçler ondan rahatsız.
Erdoğan yapması gerek dalgaları yapmıyor, atılması gereken adımları atmıyor. Söz dinlemiyor. Türk dış politikasının stratejisine duygularını katıyor. Bir çuval inciri berbat ediyor.
Olmaz.
Eğer belirlenen stratejinin dışına çıkılırsa, kusura bakılmasın onu orada hiç bir güç tutamayacaktır.
*
Gülen grubunda ise bu meselenin çok farklı bir boyutu yaşanıyor.
Malum ehli-şeri ve tarik´te lidere itaat vardır.
Ancak görüyoruz ki, cemaat içinde Gülen´e tam itaat edilmedi.
Gülen´in açıklamalarını önceleri manşetten yada alt sütundan gören Ekrem Dumanlı , ABD´den yapılan açıklamayı ise ilk gün hiç görmedi, ikinci gün ise A. Bilici´nin yorumu ile alt tarafta verdi.
E.Dumanlı bu hareketi yaparken gazetenin tirajını mı düşündü yoksa AKP´den mi çekindi bilemiyoruz ama bilinen bir şey var ki, o da liderleri olan Gülen´in söylediklerinde tereddüde düştü. Gözü kapalı bir şekilde itaat etmedi.
Tasavvufta bu durum ´´mürit, mürşide güvensizlikten sınavıkaybetti´´ itabıyla açıklanır.
Dumanlı´nın sınav sonucu ne olur bilmiyorum ama Gülen tarafından kaybedeceği aşikar.
***
YA KIRGIZİSTAN...
Filistin için ağlayalım, dertlenelim gerekirse savaşalım...Ne gerekiyorsa yapalım....
Bunların hiç birine itirazımız yok...
Ancak günlerdir Kırgızistan´da problemi görmeyen bir Cumhurbaşkanı ve Başbakan var...
Nerede bizim aktivist-yazar entellerimiz? Neden ses çıkarmıyorlar Kırgızistan´a, niçin susuyorlar.
Üstelik yed-i beyza-yı İslâm´a teslim olacak olan bir bölgedir Kırgızistan.
Orta Asya gelecek dönemde Türkiye için önemli bir strateji bölgesidir. O bölge bizim liderlik yolundaki kanatlarımızdan birisi olacaktır.
Peki biz ne yapıyoruz;
2 tane uçak gönderiyoruz.
Başka....yok.
İşte bu vizyonsuzluk birilerini çok çabuk inkisara uğratacak...Kaçışı yok...
***
SIRAYLA ...
-Türkiye´nin 100 yıllık stratejisini ilk deşifre eden ben değilim. Bu işi ilk bilen Tapınakçı-Yahudi ekip. Ancak Türkiye´de bu mesele gündeme getirilmemişse o da yazmayanların suçu. (Ayet-Hadis,siyer ve ebcede hesabı ile zaten önceden bilinen bir gerçek)
Ayrıca Türkiye´nin bu stratejiyi üstelik 61´ten sonra başarı ile uygulayacağını beklemiyorlardı, şuan da sukuta uğramış durumdalar...
-Ergenekon´la ilgili yazılara uzun zamandır ara verdik. Özellikle Seyfi Amca meselesi baya ilerlemiş durumda. Kısmet olursa yakında Ergenekon yazılarına tekrar döneceğiz. ( Yargı ve TSK´da Alevi yapılanması var mı? başlıklı yazıma giriş için bakılabilir)
-Milliyetçi,sağcı-solcu-akp´li ... vs. olmak hiç bir zaman vicdanlı bir entelektüel - yazar için sorun değildir. Önemli olan tarafsız, objektif ve ahlaklı bir şekilde işini yapmaktır. Ve siyasi görüşünü millete dikte ettirmemektir.
Eğer temel de İslam varsa ve çağın gereklilikleri iyi okunabiliyorsa hiçbir zaman sorun yoktur. Yeter ki, Kainatın sahibi hakikatten ayırmasın...