Avrupa'daki bazı Türkler Türkiye'de magandaları aratmıyor

Avrupa’daki bazı Türkler, Türkiye’de sevinmeyi ve eğlenmeyi bilmeyen magandalardan geri kalmıyorlar… Düğünlerde, maç sonralarında, siyasi eylemlerde ve karşılama törenlerinde, korna çalarak, trafiği tehlikeye sokarak ve gürültü kopararak ortalığı karıştıran Türkler, polis dövdüler Hollanda, Türkler’in bu biliçsiz tutumlarıyla çalkalanıyor. Siyasiler ve medya Türkler’i topa tutuyor

Avrupa'daki bazı Türkler Türkiye'de magandaları aratmıyor

Avrupa’daki bazı Türkler, Türkiye’de sevinmeyi ve eğlenmeyi bilmeyen magandalardan geri kalmıyorlar… Düğünlerde, maç sonralarında, siyasi eylemlerde ve karşılama törenlerinde, korna çalarak, trafiği tehlikeye sokarak ve gürültü kopararak ortalığı karıştıran Türkler, polis dövdüler Hollanda, Türkler’in bu biliçsiz tutumlarıyla çalkalanıyor. Siyasiler ve medya Türkler’i topa tutuyor

Avrupa'daki bazı Türkler Türkiye'de magandaları aratmıyor
17 Eylül 2019 - 09:04

İlhan KARAÇAY’ın haberi:

Avrupa’daki bazı Türkler, Türkiye’de düğünlerde, maç sonralarında, askere gönderme uğurlamalarında, silah sıkmalarla ölümlere yolaçan ve işi tedhişe götüren magandalardan geri kalmıyorlar. Geçtiğimiz yıllarda önce Belçika’da meydana gelen bazı olaylarla gündem yaratan Türkler, şimdi de Hollanda’da günün konusu oldular.

Geçen hafta Rotterdam kentinde, bir düğün töreni için otomobilleri ile yollara dökülen bir grup Türk, polisler tarafından durduruldu. Yapılanların hem rahatsız edici ve hem de tehlikeli olduğunu belirten polis ile Türkler arasında münakaşa çıktı. Bu münakaşa sonunda kimliği hâlâ belirlenemeyen bir Türk, kendisini tutuklamaya çalışan bir polisi vurduğu yumruk ile nakavt (knockout) etti.

Olayın medyaya yansımasından sonra harekete geçen politikacılar, genellikle Türkler ve Faslılar tarafından yapıldığı öne sürülen bu hareketlerin önlenmesi için sert tedbirler alınması için yasa teklifleri hazırlamaya başladılar.

Rotterdam Belediye Başkanı Ahmet Abutalep, meydana gelen olayın kabul edilemez olduğunu belirtirken, Türkler’e de ‘Türkler, polis memurunu kimin yumrukladığını açıklayın’ çağrısında bulundu..

Olayın daha sonraki günlerde de dillendirilmesi üzerien De Telegraaf gazetesi tam iki sayfalık bir haber-yorum yayınladı.

Hıristiyan Demokrat Parti (CDA) Rotterdam Belediye Meclisi üyesi Christine Eskens, polise saldırıyı, "Kabul edilmez ve saygısızca" diye değerlendirdi.
Aşırı sağcı Leefbaar (Yaşanabilir) Rotterdam Partisi meclis üyesi Tanya Hoogwerf ise dehşete düştüğünü söyledi. Hoogwerf, Korna çalmak gibi medeni olmayan bir davranışın uzun süreden beri sorun olduğunu belirterek, polis memurunun dövülmesi ile artık sınırın aşıldığını savundu.
Hükümet ortağı Liberal Sağ Parti (VVD ) meclis üyesi Vincent Karremans da, düğün konvoylarında korna çalınmasını önlemek konusunda derhal harekete geçilmesini istedi.

Türkler İçin Danışma Kurulu Başkanı Zeki Baran da medyaya bir açıklamada bulunarak, olayı kınadığını belirtti. Zeki Baran, ‘Gelenek ve göreneklere toleranslı davranılabilir ama, bu şekilde aşırıya kaçmaya da göz yumulamaz’ dedi. Baran, polisi yumruklayan kişiler için ise ‘ayaktakımı’ deyimini kullandı.

Politikacılar ve medya, korna çalarak gürültü kirliliğine yol açan konvoylara, Belçika'daki gibi ağır yaptırım uygulanmasını savunuyor.
Geçen yıl Belçika'nın Lokeren kentindeki E17 otoyolununda trafiği engelleyen Türkiye kökenli göçmenlere ait bir düğün konvoyu tartışmalara neden olmuştu.
Mahkeme, konvoydaki 14 kişiye 4 bin euroya kadar para cezası vererek, 5 yıla boyunca ehliyetlerine el konulmasını kararlaştırmıştı.

TELEGRAAF’TAKİ HABER
Türkiye aleyhtarlığı yayınları ile tanınan De Telegraaf gazetesi, 3 eylül günü yayınladığı iki sayfalık haber-yorumunda ‘Maganda hareketi ve provakasyon’ başlığını kullandı.
Eski başkonsolosumuz Orhan Ertuğruloğlu, De Telegraaf’taki haberi şöyle tercüme etti:

Bovenkant formulier

“Magandalık ve tahrik” başlıklı yazıda büyük şehirlerde korna çalarak yollardan geçen düğün alaylarının trafik sıkışıklığı yaşayanları küplere bindirdiği yetmiyormuş gibi, geçen hafta cuma günü olaya müdahale eden polis memurunu bayıltana kadar dövmelerinin bardağı taşıran son damla olduğu belirtiliyor. Yazıda “Bu da mafyanın bir başka türlüsü” denmiş.

Yazının yanındaki kutuda, dövülen polis memurunun eşiyle yapılan bir söyleşiye de yer verilmiş. Polis memurunun eşi, halen aranmakta olan saldırgana özetle , "sorumluluğu kabul et ve teslim ol" diyor.
Aynı sayfada “Son derecede endişe verici bir manzara” başlığıyla bir inceleme yazısı da var. İnceleme yazısısının çevirisini, Türkler’e duyulan infiali yansıtması bakımından sizlerle paylaşmak istiyorum.

Wierd Duk imzalı yazı şöyle: 

“Son derecede endişe verici bir manzara. Çünkü bir polis memuru kaldırımda sırt üstü yatıyor. Ortalığı velveleye veren düğün alayından bir kişi tarafından yumrukla 'knock-out’ edilmiş.
Artık sık sık böyle manzaralarla karşılaşıyoruz. Korna çalarak ve geldikleri ülkelerin bayraklarını sallayarak şehirlerimizin sokaklarından geçen yabancı kökenli yurttaşların oluşturduğu konvoylar. Konvoydakiler çoğunlukla şamatacı ve trafiği tıkıyor. Son derecede sinir bozucu bir durum. Tüm bunlar bir yana, geçen cuma günü Rotterdam’da şiddete başvurulmasıyla, bu olgu yeni bir boyut kazandı ve bu insanların, Hollanda kanun devletini hiç takmadıkları belli oldu. Olay yerinden yansıyan görüntülerde faillerin ortalıkta gayet soğukkanlı dolaştıkları görülüyor. Polis memuru kaldırımda baygın yatarken hiç birinde cezalandırılma korkusu, pişmanlık veya utanma emaresi görülmüyor. Adamlar polisi bayılttıktan sonra konvoyun peşine takılıp çekip gidiyor. Sanki şehir ve sokaklar onlarınmış gibi.
Olaylar, ülkeden tamamen kopuk yaşayan Hollanda’daki yabancı kökenliler arasındaki daha geniş bir eğilimin parçasını oluşturdukları için son derecede endişe vericidir. Fas, futbolda bir başarı kazansa, Hollanda’daki meydanlar, Faslılar’ın bayram yerine dönüyor. Erdoğan yandaşları, Rotterdam’da, Türk bayraklarıyla dolaşıyor. Yabancı kökenli gençler, yüzme havuzunda kızlara sarkıntılık ediyor. Her şey: biz buraya değil, geldiğimiz ülkeye ve o ülkenin kültürüne sadıkız diye bağırıyor. Hollanda, sadece geçici olarak kaldığımız bir yerdir diyor.

Kanaleneiland, Afrikaanderwijk gibi yabancı kökenli nüfusun baskın olarak yaşadığı yerleri gezenler, bu semtlerde esaslı değişikliklere tanık olacaklardır. Buralarda sadece tutucu İslamiyetin etkisi tırmanmakla kalmayıp, birçok yabancı kökenli gencin, Hollanda hükümetine çok uzak, bu yönetime karşı tüm saygısını kaybetmiş olduklarını da göreceklerdir. Paralel dünyada yaşamaktadırlar.
Birçok Hollandalı bunu biliyor ve görüyor. Fakat onların endişeleri genelde ana akım partilerin politikacıları tarafından nadiren seslendiriliyor. Medyanın çoğunluğu da yontulmamış çokkültürlük olgusunu örtbas etmekte, yabancı kökenliler ise işledikleri suçları, ‘haksız bir sistemin kurbanı olduk’ şeklinde mazur göstermektedir.
Fakat gerçekler yalan söylemez. Bazen çok acıdır. Mesela yerde yatan polise gösterilen kayıtsızlık gibi. Aslında Rotterdam’ın ortasında yere serilen, 'knockout' edilen hukuk devletidir”.

 

YORUMLAR

  • 0 Yorum