TURİZMDE KAYBOLAN DEĞERLER
Prof.Dr.Levent Seçer

TURİZMDE KAYBOLAN DEĞERLER

TURİZMDE KAYBOLAN DEĞERLER...
 
Türkiye´nin ihracattan sonra en çok önem verdiği gelişim kaynağı turizmde,net gelirler azalmaya başladı.Net turizm gelirleri son 2 yıl da gerilerken,Türkiye´nin seyahat harcamaları,turizm gelirlerinin yüzde 31´ine kadar çıktı.Kısa adı (TURAD) olan Turizm Araştırmaları Derneği´nin araştırmasına göre 2001-2010 döneminde Türkiye´yi ziyaret eden yabancı sayısı yılda yüzde 11 dolayında artarak 2010´da 28,5 milyona ulaştı.Buna karşın araştırmada 2003 yılında 703 dolara kadar çıkan turist başına gelirin,izleyen yıllarda gerilediği ve 2010 yılında 546 dolara kadar düştüğü gözlendi.
Kişi başına turist gelirinin 2010´da 546 dolara kadar inmesinde somutlaşan turizm gelirlerindeki düşüşe,giderlerdeki tempo artışı eşlik etti ve net turizm gelirleri geriledi.Türkiye´nin 2001´de 1.7 milyar dolar olan turizm harcamaları,2010´da 4.8 milyar dolara kadar çıktı.Son 10 yılda turizm gelirleri toplam 127 milyar doları bulurken,Türklerin yurtdışı seyahat harcamaları da 30 milyar dolara yaklaştı.Böylece son 10 yılın toplam net turizm gelirleri 97 milyar dolara indi.Bu son 10 yılda toplam giderlerin,gelirlerin yüzde 23´ünü geçmesi anlamına geldi.Yani burada ortaya çıkan sonuç,Turizmde ziyaretci sayısı artı,gelir azaldı.Bu gün Almanya başta olmak üzere bir çok Batı ülkesi,zaman zaman yaptıkları açıklamalarla ve etkinliklerle,kendi vatandaşlarına sembolik turizm kredileri vermeyi,ve sonrasında tatillerini kendi vatanlarında yapmalarını sağlayıcı projeler üretmeye başladılar.(GÖZLEMCİ EKSİKLİĞİ).Biz hala gelen turisti karşı, ´´verdiği para bu kadar,çok ucuz bir parayla tatil yapıyor,hizmette bu kadar olur anlayışını ,önüne koyarsak ,sesini çıkarmadan yer gider yatar´´ kolaylığından kurtulamadık.Bu gün Turizm Bakanlığı, ne kadar denetliyor otelleri?.Oralardaki yaşanan fakat yansıtılmayan yanlışların hep gizli kalması görülmesi Türkiye´ye ne kadar neğatif sonuçlarla yansıdığının kimse farkında değil.Turiste gösterilmesi gereken hizmet anlayışı ve duyarlılığı dışında ,otellerdeki hijyenden uzak,sağlıksız ve hazır kolay sistem oluşumuyla verilen beslenme gereksimi de ciddi biçimde anaiz edilmesi gereken hususlardır.Bilgi becerisinden yoksun,tecrübesiz insanları sadece mevsimlik işci olarak kullanmak çok yanlış sonuçların ortaya çıkmasına sebep olmaktadır.Turiste karşı hizmet sorumluluğunda olmanın ötesinde,ortaya çıkan sorunlara karşı yaklaşımda da saygı unsurlarının ötesinde kalınmaktadır.Daha doğrusu gelen yerli yada yabancı turist,uğradığı bir haksızlıkta yada sorunda nasıl bir hak arayışında olacak bunun anlatılması gerekmektedir.Durmadan devasa tesisler açmak yetmez,buraların gelecek için nasıl turiste hizmet edecek olması,ve gelecek için asıl kalıcı kazanımlar noktasında projelerle kullanılması gerekmektedir.Ucuz turist ve ucuz hizmet anlayışı Türk turizmine zarar vermektedir.
DÜNYA TURİZM FUARLARI.
Londra´daki 2010 Dünya Turizm Fuarı´nda Side ve Kemerin de bu yıl tanıtılmasını çok anlamlı buldum.Türk turizminin sadece Antalya ve Alanya´dan ibaret olmadığı gerçeğini bilmemiz gerekiyor.özellikle Alanya´nın her geçen gün geçmiş değerlerinden uzaklaştığını görmek üzücü.LONDRA EXCEL Fuar merkezi´nde 42 bin 500 metrekarelik alana kurulan fuarın Avrupa´nın en büyük turizm Fuarı olduğunu söylemek isterim,ama nedense bu yıl Türkiye yine tanıtım konsept´tini etkinleştiremedi.Sırf katılmak ve broşür katalog yada diğer sönük kalan çalışmaların yanında,çok farklı etkinliklerle buralarda sesimizi yükseltmeliydik.Almanya 9-13 Mart 2011. ITB BerlinTurizm Fuarında da yine aynı görüntüleri yaşadım.Turizm Bakanı Günay katıldı bu yıl fuara,ama sadece resim ve görüntü vermenin yanında kalıcı bir etkinliğin olmaması düşündürdü beni.Ben her zaman yazılarımda anlatmaya çalıştığım bir gerçeğin özünden ayrılmadım.Turizme eğerki siyaset bulaştıysa,işte burada her geçen zaman içinde turizm o ülkede gerileyecektir,siyasetin ve siyasetçilerin turizmi kendi çıkar anlayışları içinde görmemeleri gerekmektedir.Berlin turizm fuarı bu gün dünyanın sayılı fuarlarından biridir,burada siz sadece olmak adına varsanız,ve orada da siyasetin görüntüsünden çıkamamışsanız,bu Türk turizmi adına bir tehlikenin geliyor olmasıdır.Bu gün Türkiye´ye gelen yabancı turist sayısında Almanya ilk sırada,şimdi o Almanya kendi vatandaşına ´´Sana faizsiz tatil kredisi vereyim başka ülkede değil kendi ülkende tatilini yap´´diyor.Biz o Almanya´yı hala tüylerini yolmaya hazırlandığım kaz gibi görüyoruz,Mart ayı sonunda başlayacak Azerbaycan Uluslararası turizm fuarı,yine türk turizmi adına önemlidir.MITT Moskova turizm fuarı 16-19 Mart 2011,UTRECHT Hollanda dünya turizm fuarı 11-16 Ocak 2011,Madrid FİTUR turizm fuarı 19-23 Ocak 2011,BIT Malorca turizm fuarı 17-20 Şubat 2011 Dünyanın sayılı önemli turizm fuarları,peki buralarda Türkiye nasıl bir tanıtım faaliyetlerinde bulundu dersiniz?Yıllarca bu önemli fuarlar yapılıyor,Türk turizmi adına nasıl bir gelişim ve yansıma getirdi acaba?Bu gün dünyanın Berlin turizm fuarıyl beraber en önemli fuarlarından biri olan WTM LONDRA dünya turizm fuarı ,her yıl olduğu gibi yine 7-10 kasım 2011 tarihinde gerçekleşecek.Biz Türkiye olarak şimdiden etkin projeler içinde olmalıyız.Özelikle (Destinasyon tanıtımı) konusunda hala eksik olduğumuzu görüyorum.Bölgesel tanıtım faaliyetlerimiz yeterli değil,biz şhow yapmasını çok iyi beceriyoruz,bunları bırakalım daha gerçek kalıcı çalışmalar içinde olalım.Dünyanın çok ülkesinden daha güzel bir ülke olmanın avantajını kullanmalıyız,tarihi turistik ve erişilmez kültür varlıklarımızı değerlerimizi dünya insanlarıyla buluşturmalıyız.Şimdi önümüzde çok önemli bir fuar daha var.HONG KONG 9.06.2011 tarihinde başlayacak olan uluslararası turizm fuarı,burada da Türkiye iyi tanıtılmalı iyi hazırlanmalıyız,yoksa her geçen gün kaybolan değerlerimizi geri getirmemiz mümkün olmayacak.Türkiye 2011 yılında 66 ülke de 153 fuara katılacak,aslında her yıl bu açıklamalar yapılıyor,ama sonrasında geride kalan olumsuz yansımalara baktığımızda hala tanıtım faaliyetlerinde yetersiz kaldığımız görülüyor.
Ama özellilke,Almanya,Fransa,İtalya,İsviçre,İsveç,ABD,Avusturya,Bulgaristan,Portekiz,Çin,Tunus,Japonya,Özbekistan,
İran,Hindistan,Endonezya,Mısır,Güney kore,Ukranya,Malezya,Kanada,Belçika,İngiltere,Danimarka,gibi ülkelerdeki turizm fuarlarında artık kaybıolan değerlerimizin daha da kaybolmaması adına,şimdiden kalıcı önlemler almalıyız,Türkiye buralarda çok iyi tanıtılmalı,sadece kurulan stand gösterileriyle değil,farklı etkinlikler altında projeler üretmeliyiz ama siyasetin ve siyasetçilerimiz dışında kalarak.
YABANCI ZİYARETÇİ VE OLUMSUZLUKLAR.
Türkiye´ye 2004 yılında 17 milyon yabancı turist gelmiş ve turist başına 705 dolar harcamış.Sonraki yıllarda özellikle 2010´un sonunda bu sayı 30 milyona yaklaşmış.Şimdi 2004 yılıyla kıyaslayacak olursak,2004 yılında bir turistin 705 dolar harcamasının yanında,2010 yılında bu miktar 527 dolara düşmüş.2001 yılından bu yana hep turist harcaması gittikce azalmış,çok gelen var aman ne güzel diye sevineceğimiz yerde,gelen turistin bıraktığı harcamalardaki düşüşe bakarak çareler aramamız gerekmiyormu.(WTO) Dünya Turizm Örgütü,bu verileri her ülkeden toplayarak değerlendiriyor.Özellikle turizm sektörünün içinde olanlar,bu rakamlara dudak büker,bunun yanıltıcı olduğunu söylerler.İstanbul´da gecelik en az 50 dolar yatak ücreti alan bir otel işletmecisi,bu rakamlara güler geçer.Ama herkes,Güney illerimizde her şey dahil (All inclusive) satışların,nasıl üç on paraya yapıldığını da çok iyi görüyorlar.Birde şu gerçeği unutuyoruz biz:Gelen her yabancının ´´turist´´ olduğunu kabul ediyoruz.Oysa komşu ülkelerden gelenlerin çoğu eş dost evinde kalıyor.Çok ucuz otellerde barınıyor,hatta ´´turist´´olarak gelip bir süre çalışıp sonra tekrar giriş çıkış yapıyor,bunlar bu verileri çok sayıda düşürüyor.Ama biz mangalda kül bırakmıyoruz.Kültür Bakanı ve diğer yetkililer çıkıp ´´Bu yıl ülkemize çok sayıda turist geldi,yine yaşadık´´diyorlar.Ama (TUIK) bile bu sayıyı daha objektif veremiyor.Mesela (TÜROFED,TUROB) kendi üyelerinden bilgi toplayarak,yıldız farkını da dikkate alarak,aynı ortalama yatak fiyatlarının seyrini kamuoyuyla paylaşmakta geç kalıyor.Oysa daha inandırıcı bir istatislik ortaya çıksa,hem fiyatlar hakkında daha bilimsel veriler elde edilir.Herkesin de yolunu aydınlatır.Neden bunlar yapılmaz bu zor mudur?yoksa bir açıklanmayan ticari sır olarakmı kalacaktır?.(TYD) Turizm Yatırımcılar Derneği 2010 yılında Türkiye´ye 28 milyon turist geldiğini,bu sayının 2023 yılına doğru 60 milyon sayıya ulaşacağını söylüyor.İyi güzel de başından beri anlatmaya çalıştığım gerçeklerin hala görülmediği ,ve dikkate alınmadığı aşikar,siz gelen sayıya bakarak kendi kendinize büyümeden söz ederseniz,asıl küçülmenin ,kaybolan değerlerin, gelecekte bu çok önemli sektörün ne hale geldiğini gördüğünüzde bunu nasıl açıklayacaksınız?
TURİZMİ SİYASAL TIKANMADAN UZAK TUTABİLMEK.
Turizmi sadece Antalya ve diğer kıyı bölgelerimizle birara da tutmanın,diğer bölgelerimizi bu tanıtım ağına sokmamanın zararlarını düşünmüyoruz.Antalya´da toplamak bana göre turizme zarar veriyor.Türkiye kıyılarını güzelliklerinin yanında,doğasıyla,tarihiyle,ve kültürüyle bana göre dünya da eşsizleşmenin adıdır.Ama biz şimdi siyasal etkileşimin pencesinden bir türlü turizmi kurtaramadık.Bir özgürlük anıtına siz ´´Ucube bir yapıt,sökün bunu buradan´´derseniz,ve bunun yanında Antalya´da tarih kokan bir değerin suya gömülmesine seyirci kalırsanız.İşte ikizdere olayı hala sıcaklığını koruyor,burada da Kültür bakanlığının olaya siyasal yaklaşımı ortada.Bu gün tarih kokan kaç şehrimiz var,ama hala dünyaya açılmayı bekliyorlar yıllarca,sebep her dönem siyasal düşüncenin getirdiği tıkanmayı yaşıyor da ondan.Eğerki  kıyı turizminin yanında, tarih ve kültür turizmini de yaygınlaştırırsak bundan ülke ekonomisi işte o zaman kazanır.Ama biz hala uluslararası alandaki kazanamadığımız saygınlığımıza,birde kabadayı kültürünü koyarak göstermeye çalıştığımız resmin yanında,asıl siyasal kimliğimizi kendi adımıza kazandığımızı düşünürken,ülke turizmine ne kadar zarar verdiğimizin farkında değiliz.Bu gün Hatay,Assos,Gap ,Muğla,Mardin,Amasya,Şanlı Urfa,Konya,Kayseri,Elazığ,Adana,daha adını yazamadığım öyle şehirlerimiz varki tarih ve kültür kokan,ama nedense her projenin karşısında siyasal düşüncenin kendi adına yatırımları çıkıyor.gerçekten de tüm dünya da tanıtım sağlayacak kazanımlar içeren bir proje sunarsanız bu kabul görmüyor.Ama kendi çıkar etkileşiminde gelen projelere kaynak aktarmak kolay,peki sonrasında bunun turizme kazanımları nerde kalıyor?bunuda birileri çıkıp açıklasın dersek yanıt yok.Turizm sezonu açılmak üzere,özellikle ANTALYA bu sene sezona nasıl hazırlanıyor her şey ortada.Antalya belediye başkanı Mustafa Akaydın ´´Bu sene Antalyada hedeflerimizi büyük tuttuk´´diyor.Ama hala yarım kalan projeler var,bunun nedenini sorduğunuzda da,´´hükümet bize kaynak aktarmıyor´´ diyor,böyle bir anlayış olurmu?.Başkan ´´bir çok kuruma çağrı yaptık,gelin bir Turizm Tanıtma ve Geliştirme AŞ kuralım dedik´´ diyor,ama nedense kimse buna sıcak bakmıyor.Hala Türkiye bunca zamandır uluslararası alanda iyi tanıtılmıyor.´Antalya turizmden karnını doyuruyor´6 aylık bir çalışmanın yanında,kışın en az 75-100 bin kişi işsiz kalıyor.Kış turizminde yapılacak projelerle bu sayı daha da azalabildiği gibi,kurumlara sektöre de kaynak aktarmak mümkün olacak.Ama verilen projeler nedense yine siyasal sisteme takılıyor ne garip değilmi.
HER GEÇEN ZAMAN KAYIPTIR.
Turizmi kendi iç dinamiklerimizle bilmeliyiz,özellikle her dönem diğer rakiplerimizi görmeli izlemeliyiz onlar ne yapacaklar yapıyorlar diye.Katıldığımız tüm turizm fuarlarında bunları görmedik,o ülkeler nasıl bir etkinlik içindeler,neler yapıyorlar bakmadık,biz sadece stand açmanın afişleri koymanın broşürleri dağıtmanın ötesinde bir şey yapmadık.İspanya´da bu gün bir turizm bakanlığı yok,tüm ülke de her fert birer turizm elçisi adeta,Yunanistan da öyle,Mısır her yıl korktuğumuz bir ülkeydi,bu yıl yaşanan olaylardan dolayı biraz sessiz kalsada bu bizi aldatmamalı.Her yıl artarak yılda 15-20 milyon kişiyi ağırlıyor.2008 yılında yaşanan ekonomik kriz,turisti daha ucuz fiyatla tatil yapmaya yöneltti,bundan faydalanmak isteyen otelcilerde,ucuz tatile bu kadar hizmet anlayışıyla başladılar çalışmalara,ama bu işte turizme çok zarar verdi bana göre.(ALTİD) yaptığı açıklamada,bu yıl özellikle kurumlar ,belirlenen sembolik fiyatların yanında (ÖTV) kaynaklı,kendilerini zorlayan sisteme karşılık.2011 fiyatlarında makul bir artışa gideceklerini açıkladılar.TANITIM EKSİKLİĞİ.(ANSET) Antalya Büyükşehir Belediyesi,ısrarla ´´tanıtım eksiklğimiz var´´ diyor.Ama bu acı gerçek kimsenin umurunda değil.Turizm ekonomisinde Antalya´nın çok büyük önemi var.Bazı ülkeler turizm sezonunda geçici olarak vizeyi ölçüler içinde kaldırıyor yada kolaylık sağlıyor,Makedonya,Tayland,Fas,Tunus,Bosna-hersek,Hırvatistan özellikle turist çekmek adına bunları yapıyor,zaten uzun zamandır bu ülkelere vize kalmadı.Ayrıca bu ülkelerle birlikte bir çok ülkede çok cazip şarlarda olanaklar sunuyor,ama biz hala turisti nasıl kolay lokma görme anlayışından kurtulamadık.Öyle sorunlarla karşılaşıyorlarki turisler.Bunların çoğunun anlatma, başkalarıyla yada yetkili kurumlarla paylaşma şansı bulsalarda öylece unutulup kalıyor.Ama sonradan bunların nasıl farklı biçimde negatif sonuçlara döndüğünü biliyormuyuz?.Nerede bunları bu şikayetleri sorgulayacak turizm denetcileri beyler?.Oteller ne derecede denetleniyor acaba?.
Thomas Cook,Rusya Pazarına Giriyor.Alman turizm grubu Thomas Cook Rus Pazarında İntourist ile ortak oldu.Bu ortaklığın yüzde 50.1 Üntoursist yüzde 49,9 pay sahibide Cook oldu.Cook 45 milyon dolar sermaye koyarak başladığı ortaklıkta,90-150 milyon dolara kadar yükselmesi beklenen ortaklığın,5 yıl sonunda tamamı Thomas Cook´un olacağı konuşuluyor.Bizim adı bilinen şirketlerimiz şimdi ne yapıyorlar acaba?Önemli turizm fuarlarında sadece isimleriyle varlar,etkinlikleri ve tanıtımlarıyla yoklar.Mısırda yaşanan olaylarda bile,Türkiye Mısır turizminin kalan yansımalarını iyi kullanamadı,bundan ençok Tayland,Rusya,Yunanistan,İspanya,faydalandı.Şimdi Türkiye son on  yılda turizmde çok yol aldı diyoruz,bu bir aldatmaca bana göre.İnandırıcı veriler yok orta da.Şimdi 2012 yılında 20 yeni otel açılacak,bu gün 15-20 bin yatak kapasitesinin düşünüldüğü Antalya,Manavgat,Alanya,bölgesine yayılan turizmde,(INKAY) verilerin de çok sayıda da insan hizmet verecek,iyi güzelde,peki sırf mevsimlik görevlendirilen bu insanların,turiste yaklaşımları nasıl olacak,dil bilmeyen,hizmet anlayışını öğrenmemiş,sadece masa açıp turistin önüne istediğini getirmekle bilgilendirilmeleri dışında, daha önemli konularda eğitilmeleri gerekmiyormu.(AKTOB) Akdeniz otelciler birliği yatak kapasitesinin verilerini vermekten ziyade,turistin konakladığı tesiste yaşadığı yaşayacağı önemli ayrıntılara sorunlara da hassasiyet göstermeli.
TÜRKİYE´YE KIRIK NOT.
Biz ne kadar Türkiye turizmi çağ atladı safsatalarıyla konuşsakta,bu gün asıl gerçekleri toplumla paylaşma duyarlılığı gösteremiyoruz.Türkiye bu gün turizmde 50.Sırada.2009´da Türkiye´nin yeri 59.basamaktı.´´Nisbi iyileşme´´görülse de,aynı sıralama da,Yunanistan 29,Çin 39 sırada bulunuyor,bu gerçeği de ne yazıkki hala göremiyoruz.En rekabetçi ülkeler olarak İsviçre,Almanya,Fransa,Avusturya,İsveç,veABD ön plana çıkıyor.Raporda dünya sıralaması böyle iken,Avrupa sıralamasında Türkiye 25 inci rekabetçi ülke,Rusya 33 ncü sırada.Bulgaristan 27,Yunanistan 21 inci sırada yer aldı.rekabet gücü değerlendirilirken,ülkelerin sadece tarih ve doğa güzellikler,altyapı imkanları değil,önemli bir ağırlık noktası olarak´´turizm sektörü yasal mevzuatı´´da değerlendiriliyor.İşte Türkiye bu kategori de alt sıralarda yer alınca dünya sıralamasında ki puanı da düşüyor.Biz aslında çok konuşmayı atıp tutmasını seven milletiz,tıpkı Başbakan gibi ,şimdi Başbakanlık saygınlığında .Batı ülkelerine sonradan olumsuzluklarla dönecek biçimde tavır takınmak, bağırıp çağırmak, kabadayılık gösterisinde bulunmak.Yukarıda da yazımda söylediğim gibi,bunun bu anlayışın turizme siyasetin bulaşması hakim olması demek daha doğru olmazmı.Her ne kadar otellerin turiste daha saygılı olmalarını,bir çok sorumluluk içinde bulunmalarının gerçeğini sıralarken.Bu gün küçük tesislerin,özellikle apart otellerin,ne kadar sıkıntıları olduğu sorgulanmıyor,tüm birikimlerini buralara yatırmış,yada borçlanarak kredi alarak tesis kiralamış olanların yaşadıkları acı gerçekleride değerlendirmeli hükümet.Sadece siyaseti turizmde kazanç olarak görenlerin,devasa tesislerde mal sahibi olarak yatırım yapmak adını kazanç sayanların,bu önemli sektörde çok daha duyarlı ve sorumluluk bilincinde olmaları gerekmezmi?.Turizmi bu gün siyasal etkilieşim alanından kurtarıp,gerçek yatırımcılara teslim etmenin zamanı gelmedimi?Türkiye dünya sıralamasında kan kaybediyor,yarın öyle bir tıkanma noktasına geldiği zaman,nasıl aşılacak bu tıkanma.Büyük tesislerin yanında,tüm kaynağını birikimlerini bu sektöre yatıran küçük yatırımcısından başlayarak daha rasyonel  önlemler alarak hareket etmeli ,özellikle de´´ Kültür ve Turizm Bakanlığı´´.Yeni başlayan bir sezon da,ben yazamadıklarımı gelecek yazıma bırakıyorum.Bu vesileyle tüm turizm dünyasına yöneticilerine sahiplerine ve en küçük çalışanına kadar herkese güzel bir sezon geçirmelerini diliyorum.Bütün dileğim bundan sonrası için .Türk turizminin gizlenen gerçeklerden kurtulup,değişimi göreceği yaşayacağı yıllar olur,zira geç kalınırsak bu önemli ekonomik sektörün, bir çarkın ortasında sıkışıp kalmasını kimse önleyemez.
Prof.Dr.Levent Seçer


DİĞER YAZILAR
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
Hollanda'da Yoksulluk Sınırı ve Altında Yaşayanların sayısı arttı
Hollanda'da Yoksulluk Sınırı ve Altında Yaşayanların sayısı arttı
Meer huishoudens met risico op armoede in 2017
Meer huishoudens met risico op armoede in 2017