ISPI uyarıyor: Avrupa gözünü Türkiye’den ayırmamalı.
Türkiye, Afrika’daki etkisini hızla artırıyor ve bu durum Avrupa’nın dikkatini çekmeye başladı. İtalyan düşünce kuruluşu ISPI’ye (Italian Institute for International Political Studies) göre, Avrupa bu gelişmeleri göz ardı etmemeli. Türkiye, özellikle Libya’da çift yönlü bir strateji izleyerek hem Trablus’taki meşru hükümetle hem de Doğu Libya’yı kontrol eden Halife Hafter ile yakın ilişkiler kuruyor. ISPI bu stratejiyi oldukça riskli, fakat bir o kadar da etkili olarak değerlendiriyor.
Libya'da Denge Oyunu
Libya, Birleşmiş Milletler’in tanıdığı Ulusal Birlik Hükûmeti (GNU) ile Halife Hafter’in komuta ettiği Libya Ulusal Ordusu (LNA) arasında bölünmüş durumda. Ankara, hem kuzey Afrika'da hem de Sahel bölgesinde etkisini artırmak için her iki tarafla da temas halinde. ISPI’ye göre dikkat çekici olan, Türkiye’nin bu süreci çok hızlı bir şekilde yürütmesi. Özellikle Hafter’in ordusuyla yapılan askeri iş birliği —askeri eğitim, silah satışları gibi alanlarda— Türkiye’nin doğu Libya’da yeniden konumlandığını gösteriyor. Bu, ekonomik varlığının yanı sıra güvenlik alanında da stratejik bir derinlik oluşturma çabası.
İki Cephede Satranç
Türkiye, sadece Trablus'a bel bağlamanın yetersiz olacağını gördü. Trablus’taki zayıf yönetim ve artan güvenlik sorunları, Türkiye’yi alternatif arayışlara itti. Bazı ekonomik projelerin —örneğin, enerji sektöründe Türk şirketlerinin faaliyetleri— Libya’daki yargı engeline takılması da bu süreci hızlandırdı. Ankara, çatışmanın yeniden alevlenme ihtimalini göz önünde bulundurarak hem doğuda hem batıda konumunu sağlamlaştırıyor. Bu da Libya'daki dengelere müdahale edebilme kapasitesini artırıyor.
Bölgesel İlişkiler Türkiye'nin Önünü Açıyor
Türkiye'nin bu bölgesel açılımı sadece kendi çıkarlarına dayanmıyor; aynı zamanda, Mısır, Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) ve Suudi Arabistan gibi bölgesel rakiplerle ilişkilerde yaşanan iyileşmeler de bu süreci destekliyor. ISPI’ye göre, Mısır’ın Türkiye’ye karşı daha pragmatik bir tutum takınması ve BAE’nin askeri çekilmeleri, Libya’daki vekâlet savaşlarının şiddetini azalttı. Artık Libya, ideolojik çatışmaların yaşandığı bir savaş alanından çok, çıkar odaklı diplomatik ilişkilerin yürütüldüğü bir platforma dönüşüyor. Bu bağlamda Ankara’nın Hafter’e yönelik tutumu da değişti; artık onu bir düşman değil, altyapı, enerji ve güvenlik projelerinde potansiyel bir ortak olarak görüyor.
Rusya'nın Boşalttığı Alan Türkiye’ye Fırsat Yaratıyor
Türkiye’nin Afrika’daki etkisinin artmasında, Rusya’nın Ukrayna savaşı nedeniyle dikkatinin dağılması da etkili oldu. Batı’nın Sahel bölgesinden geri çekilmesi ve Rusya’nın bu bölgede daha görünür hale gelmesi, Türkiye’ye yeni fırsatlar sundu. Ayrıca, Rusya’nın Ermenistan ve Suriye gibi müttefiklerini yarı yolda bırakması, Hafter ve çevresindekilerin gözünde Moskova’yı güvenilmez bir ortak haline getirdi.
Afrika Boynuzu ve Sahel’e Açılım
Türkiye, sadece Libya’da değil, Afrika Boynuzu ve Sahel bölgesinde de etkisini artırıyor. Tigray krizinde Etiyopya’yı destekleyen Ankara, Sudan’daki iç savaşta ve Somali-Etiyopya arasındaki arabuluculuk çabalarında da aktif rol oynadı. Silah ihracatı, güvenlik anlaşmaları ve özellikle madencilik ve enerji sektörüne yapılan yatırımlarla bu bölgelerdeki nüfuzunu derinleştirdi.
Türkiye: Güvenilir ve Esnek Ortak
ISPI’ye göre, Türkiye’nin bu çok yönlü diplomatik ve ekonomik girişimleri onu bölgede pragmatik, esnek ve sonuç odaklı bir ortak haline getirdi. Bu da Ankara’yı hem Batı hem de Rusya için Libya’da güçlü bir alternatif yapıyor. Böylece Türkiye, denizcilik alanındaki çıkarlarını koruyarak, ekonomik etkisini pekiştiriyor ve Afrika kıtasına erişimini stratejik olarak genişletiyor.
Türk Yatırımcılar Doğu Libya’ya Yöneliyor
Türk inşaat firmaları, Doğu Libya’daki yeniden yapılanma projelerine yoğun ilgi gösteriyor. 2024’ten bu yana, Halife Hafter liderliğindeki Libya Yeniden Yapılanma Fonu, Bingazi, El-Beyda, Şehat ve Tobruk’ta büyük altyapı projeleri için Türk şirketleriyle birçok anlaşma imzaladı. Ankara ile Bingazi arasında yeniden başlatılan uçuşlar ve üst düzey diplomatik temaslar, bu iş birliğinin kalıcılığını gösteriyor.
Savunma Alanındaki Dönüşüm
2025 Nisan ayında, Hafter’in oğlu ve Libya Kara Kuvvetleri Komutanı Saddam Hafter, Türkiye Kara Kuvvetleri Komutanı Selçuk Bayraktaroğlu ile görüştü. Bu görüşmede, 1.500 LNA askerinin eğitimi, İHA (drone) teslimatları, ortak deniz tatbikatları ve askeri modernizasyon konusunda Türk danışmanlığı gibi konular karara bağlandı.
Trablus’a Desteği Sürdürmek
Bununla birlikte Ankara, Trablus’taki hükümete desteğini sürdürmeye devam ediyor. ISPI’ye göre bu çok yönlü politika, Türkiye’ye Libya’nın yeniden inşası, güvenlik reformları ve siyasi güç paylaşımı konusunda daha fazla söz hakkı sağlıyor. Ankara, bunu "Birleşik ve yeniden bütünleşmiş bir Libya" hedefiyle meşrulaştırıyor.
Deniz Yetki Alanları: Asıl Hedef Enerji
Amerikan düşünce kuruluşu The Saratoga Foundation'dan araştırmacı Dario Cristiani’ye göre, Türkiye’nin Hafter ile yakınlaşmasının ardında yatan asıl neden enerji çıkarları. 2019’da imzalanan deniz yetki alanları mutabakatı, Trablus tarafından onaylansa da Hafter tarafından hâlâ resmiyet kazanmadı. Bu anlaşmanın Hafter tarafından da tanınması, Türkiye’nin Doğu Akdeniz’deki stratejik çıkarları açısından hayati önem taşıyor.
Yunanistan ise bu anlaşmanın uluslararası hukuka aykırı olduğunu savunuyor. 2025 yılı başında Atina, Birleşmiş Milletler nezdinde resmî bir itirazda bulundu. Türkiye-Hafter iş birliğinin resmiyet kazanması halinde, bu anlaşmanın ulusal yasa haline gelmesi, Yunanistan ve Avrupa Birliği için büyük bir diplomatik sorun yaratabilir.
Sonuç: Avrupa Dikkatli Olmalı
ISPI’nin mesajı net: Avrupa, Türkiye’nin Libya’daki çift yönlü etkisine dikkat etmeli. Ankara’nın hem Trablus hem Bingazi ile geliştirdiği ilişkiler sadece Libya iç siyasetini değil, aynı zamanda Doğu Akdeniz’deki dengeleri ve Rusya’nın Kuzey Afrika’daki nüfuzunu da doğrudan etkiliyor. Türkiye’nin bu denge politikası karmaşık olabilir, fakat görmezden gelinemez.
©TURKİNFO.NL Editör Özel Haberi
Yorumlar
Kalan Karakter: