BİR YEMEĞİN ANATOMİSİ VE YER SOFRASI KÜLTÜRÜ

İki gün önce sizlere, Mezitli Belediye Başkanı Neşet Tarhan’ın öğle yemeği daveti üzerine, kendilerine yapmış olduğum ziyaret sırasında, Pir Sultan Abdal Derneği mensuplarının katılımı ile zenginleşen görüşmeyi anlatmıştım. Yazımın sonunda da ‘Peki, yemek ne mi oldu, bunu da gelecek yazımda anlatacağım’ diye yazmıştım.

BİR YEMEĞİN ANATOMİSİ VE YER SOFRASI KÜLTÜRÜ

İki gün önce sizlere, Mezitli Belediye Başkanı Neşet Tarhan’ın öğle yemeği daveti üzerine, kendilerine yapmış olduğum ziyaret sırasında, Pir Sultan Abdal Derneği mensuplarının katılımı ile zenginleşen görüşmeyi anlatmıştım. Yazımın sonunda da ‘Peki, yemek ne mi oldu, bunu da gelecek yazımda anlatacağım’ diye yazmıştım.

BİR YEMEĞİN ANATOMİSİ VE YER SOFRASI KÜLTÜRÜ
02 Kasım 2019 - 23:31

Öncelikle şunu söyleyeyim: Yüksek makamlarda oturan dostlarınızı ziyaret etmek istediğiniz zaman, özel veya sakin bir görüşmeyi aklınızdan bile geçirmeyin. Zira o makama gittiğiniz zaman, asistanın size kapıyı açmasından sonra içeride başkalarını da görebilir veya siz içeriye yalnız girdiğiniz zaman, arkanızdan başkalarının da makamı sizlerle paylaştığını görürsünüz. Makam ziyaretleri yapmadan önce bunları hesaba katınız. Velev ki, makam sahibi sizin için özel bir görüşme planlamış olsun ve asistanına, ‘İçeri kimseyi alma ve telefon bağlama’ demiş olsun.
Benim ziyaretim öyle özel bir görüşme olmadığı için, arkamdan makama 10 kişilik bir grup girdi ve çay içimini paylaştı. 
İyi de oldu aslında… 
Zira, ülkemizin güzide kuruluşlarından Pir Sultan Abdal’ın Genel Başkanı Gani Kaplan ve yardımcıları ile Mersin Şubesi Başkanı Oğuz Özcanlı ve diğer üyeler ile tanışma imkânı yakaladım. Pir Sultan Abdal mensupları ile tanışmış olmam, pek çok facebook arkadaşım tarafından memnunlukla karşılandı. Yozgat’tan yazan sevgili dostum Sancak Yılmaz da, ‘Başkan  Gani Kaplan çok iyi dostumdur, selamlarımı ilet’ mesajı geçti.

Şimdi gelelim yemek konusuna. 

Ben, Başkan Tarhan’ı ziyaretim sırasında ikinci bir sürpriz daha yaşadım. Başkan ile baş başa yemek yiyeceğimi hesaba katmışken, Başkan’a gelen bir telefon ile kaderim yine değişti. Arayan, Gündoğar İnşaat’ın sahibi Cihat Gündoğar’dı. Mersin Ticaret ve Sanayi Odası MTSO Yönetim Kurulu Başkanı Ayhan Kızıltan, MTSO Meclis Başkanı Hamit İzol ve diğer yönetim kurulu üyeleri ile yemek yiyeceklerini  belirten Gündoğar Başkanı da bu yemeğe davet etti. Başkan ise, ‘Yanımda İlhan Karaçay var, kendisi ile yemek randevum var’ deyince gelen yanıt, ‘İlhan bey de aramıza katılırsa memnun oluruz’ şeklindeydi. Eeee, biz de bu davete icabet etmek mecburiyetinde kaldık. Başkan’ın makam aracı ile Gündoğar İnşaat’ın bulunduğu binaya gittik.
Muhteşem bir binaydı. Kapıda en az 20 kişi bekliyordu.
El sıkışmadan sonra bodrum kata indik. Bodrumdaki koca bir salon halılarla döşenmiş engin divanlar minderlerle süslenmişti. İçeride MTSO Yönetim Kurulu Sayman Üyesi Cem Bucuge, Yönetim Kurulu Üyeleri Halil Kürek, Çetin Kanar, İsa Çani, Ahmet Belice ve Yalçın Darıcı ve isimlerini not edemediğim işadamları vardı. Yani Mersin’in atardamarları oradaydı.
Aslında bu atardamarlar, yemek öncesi önemli bir toplantı yapmışlardı. Engin divanda yan yana oturduğum MTSO Başkanı Kızıltan, yaptıkları toplantının ana maddelerini anlattıktan sonra,“Özel sektör ayakta durduğu sürece, Türkiye ekonomisi ayakta duracaktır” dedi.

Uzun seronomiden sonra yemeği merak eder oldum. Acaba yemeği nerede yiyecektik?
Bunu merak ederken, salona 4-5 kişi girdi ve yere bir şeyler sermeye başladı. Merakım daha da arttı. Yere serilen örtülerin üzerine tabaklar yerleştirilmeye başlandığı zaman, ‘yer sofrası’ kurulmakta olduğunu anladım.
Sofra, Mersin’in en ünlü lokantalarından birinden getirilen yemeklerle donatıldı ve sonra da ‘Hadi buyurun’ denildi. Yanımda oturan Belediye Başkanı Neşet Tarhan rahatça bağdaş kurabildi ama ben bağdaş kuramadım. Engin divanda bile zor oturuyordum. Sağolsun değerli dost Hamit İzol imdadıma yetişti ve ‘Sen öylece kal’ diyerek önümdeki sehpaya yemeklerimi doldurdu.

Anlaşılıyor ki, Gündoğar İnşaat’ın sahibi Cihat Gündoğar ülkemizin Güneydoğulu insanlarındandı ve bizlere yer sofrası kültürü ile bir zenginlik ikram etmek istemişti.

  

Belediye Başkanı Tarhan’ı ziyaretim sırasında iki önemli sürpriz ile karşılaştım ve çok da memnun oldum.

Bu yazıma, ’Bir yemeğin anatomisi ve yer sofrası kültürü’ başlığını koydum. 
Neden mi?
Belediye Başkanı Neşet Tarhan, önceden haber verilmeden ve basına bilgi verilmeden bir yemeğe davet edildi.
Yemeğin şekli ve yeri de belli değildi. Sonrasında, muhteşem bir atmosferde yemek yenildi.
Neydi bu atmosfer?
Tabii ki yer sofrası.
Google Amca’ya girip arama yaptığım zaman, yer sofrası ile ilgili olarak çok ilginç gerçeklere rastladım. Meğer ki ülkemizde hâlâ 100 kişiden 42’si yer sofrasında yiyormuş. Metro ve Konda tarafından gerçekleştirilen ‘Yeme İçme Değerleri ve Alışkanlıkları Araştırması’na göre Türkiye’nin yüzde 42 akşam yemeğinde yer sofrasını, yüzde 56’sı ise yemek masasını tercih ediyormuş. 

Çarpıcı sonuçların yer aldığı araştırmaya göre; ‘Akşamları evde yemek nerede yeniyor?’ sorusuna Türkiye’nin yüzde 56’sı yemek masasında, yüzde 42’si ise yer sofrasında yanıtı verdi.

Yer sofrasında yemek yeme alışkanlığı yerleşim bölgesi, gelir seviyesi ve evin tipine göre farklılık gösteriyor.

Aylık geliri 5000 TL’nin üzerindeki hanelerin yüzde 82’si yemeği masada yiyor. Ancak gelir seviyesi 1200-2 bin TL arasındaki evlerde yenilen yemeğin yüzde 53’ünde yer sofrası tercih ediliyor.

Metropollerde yaşayanların %29'u yer sofrasında yemek yiyor.
Apartmanda oturanların yüzde 72’si akşam yemeğini masada yerken, gecekonduların yüzde 81’inde yer sofrası tercih ediliyor. Kentlerden yaşayanların yüzde 45’i yer sofrasını tercih ederken, metropollerde bu oran yüzde 29’a geriliyor. Türkiye’nin yüzde 86’sı ise düzenli olarak akşam yemeği yiyor.

Ünlü Fransız yemek ustası Brillat-Savarin, "Bana ne yediğini söyle, sana kim olduğunu söyleyeyim" diye boşuna dememiş. Yiyip içtiklerimizin yani beslenme şeklimizin ruh sağlığımız üzerindeki etkisi, eski tarihlerden bu yana bilinen bir gerçek. Peki sadece tercih ettiğimiz yiyeceklerin değil, yemek yeme tarzımızın da kişilik özelliklerimizi ele verdiğini biliyor muydunuz

Çoğumuz yemek yemenin beslenme amaçlı olduğunu düşünürüz. Elbette bu doğrudur ama beslenme, yemek yeme denkleminin bilinen kısmıdır. Bilinmeyen kısmında ise buzdağının görünmeyen yüzü, yani psikolojik boyutu vardır. Duygular, düşünceler, olaylar, kişilik özellikleri, ruhsal sorunlar ve daha pek çok faktör yemek yeme mekanizmasını doğrudan etkiler. Çünkü zihin ile beden birbirlerini doğrudan etkiledikleri sürekli bir ilişki içindedir. Yeme davranışımızı etkileyen psikolojik faktörler sürekli iş başındadır. Çoğu kişi çocuklukta yaşanan travmalar, bağımlılık ilişkileri, depresyon, kaygı, öfke, yalnızlık, sevgisizlik, özgüven eksikliği gibi olumsuz duygularıyla başa çıkabilmek için yeme davranışını kullanır.

Evet değerli dostlar. Bir yemek davetinin ardından bakın neler yaşadık ve ne konulara girdik. Öğretici ve eğitici, olması bakımından ben mutlu oldum.
Darısı bundan sonraki davetlere…


YORUMLAR

  • 0 Yorum