Nükleer Anlaşma Bitiyor: Dünya Daha mı Güvensiz Olacak?
Yarın, Rusya ile Amerika Birleşik Devletleri arasındaki önemli bir nükleer silah anlaşması sona eriyor. Son dakikada diplomatik bir sürpriz olmazsa, dünya bu hafta biraz daha güvensiz bir yer haline gelebilir.
Bu anlaşma, “New START”, nükleer silahların yol açtığı tehlikeleri kontrol altına almayı hedefleyen önceki anlaşmaların en sonuncusu. 2010 yılında dönemin ABD Başkanı Barack Obama ve Rusya Devlet Başkanı Dimitri Medvedev, maksimum 700 kıtalararası balistik füze, 1550 nükleer başlık ve 800 fırlatma aracı ve bombardıman uçağına sahip olma konusunda uzlaşmıştı.
Bu sayılar, ülkelerin birbirini defalarca yok edebilmesine yetecek düzeyde. RAND Europe düşünce kuruluşundan nükleer silahlar uzmanı Paul van Hooft’a göre, bu yüksek sayılar, tarafların birbirlerinin savunma kapasitelerinden tam olarak emin olmamasından kaynaklanıyor. “Belki de karşı tarafın savunma sistemleri birçok füzeyi etkisiz hale getirebilir. Bu durumda, karşı tarafı tamamen yok etmek için yeterli silaha sahip olmayabilirsiniz.”
Üstelik bu rakamlar, hemen kullanıma hazır olmayan nükleer başlıkları içermiyor; toplam envanter çok daha büyük.
New START, bir nükleer savaşın etkilerini sınırlamak için değil, böyle bir savaşın çıkma olasılığını azaltmak amacıyla yapıldı.
Soğuk Savaş’tan Bugüne Uzanan Anlayış
Soğuk Savaş’ın ortasında yaşanan Küba Krizi sırasında, nükleer savaşın ve insanlığın sonunun gelme ihtimali çok yüksekti. O dönemde ABD ve Sovyetler Birliği, birbirlerinin nükleer kapasitelerinden habersizdi. Bu belirsizlik, silahlanma yarışını körükledi.
Ancak bu paranoya, zamanla karşılıklı bir anlayışa dönüştü. Van Hooft, “Eğer bir tatbikat ya da askeri hareket yanlış yorumlanırsa, felaketle sonuçlanabilir” diyor. Bu nedenle Küba Krizi sonrasında taraflar temkinli bir şekilde diyalog kurmaya başladı.
Takip eden anlaşmalarda, taraflar birbirlerine envanter bilgisi vermeyi ve karşılıklı denetimleri kabul etti. 2023 yılında Rusya bu bilgi paylaşımını durdurdu ancak anlaşmadan çekilmedi. Başkan Vladimir Putin, nükleer başlık sayılarına yönelik sınırlamalara bağlı kalacağını açıkladı. Geçtiğimiz sonbaharda ise anlaşmayı bir yıl daha uzatmak istediğini belirtti. Ancak ABD'den bu konuda herhangi bir açıklama gelmedi.
Yeni Bir Silahlanma Yarışı mı?
Bu hafta Rusya’dan bir bakan yardımcısı, Moskova'nın anlaşmanın sona ermesine hazır olduğunu söyledi. Van Hooft’a göre bu açıklamalar daha çok “gövde gösterisi” niteliğinde. “Rusya, bu anlaşmadan çekilmenin kendileri için sorun olmadığını her zaman söyleyecektir.”
Yine de anlaşma sona erse bile, Rusya'nın hemen yeni nükleer başlıklar üretmeye başlaması beklenmiyor. “Asıl soru, böyle bir silahlanma yarışını ekonomik olarak kaldırıp kaldıramayacakları. Ukrayna savaşı için bile sınırlı bir ekonomik destek söz konusu.”
Birleşmiş Milletler’e bağlı Silahsızlanma Araştırma Enstitüsü’nde çalışan Rus araştırmacı Pavel Podvig de benzer görüşte: “Moskova mevcut envanterinin yeterli olduğunu düşünüyor. Ancak ABD nükleer kapasitesini artırırsa, Rusya da buna benzer adımlar atabilir.”
Çin Faktörü
Van Hooft’a göre, ABD tarafı nükleer kapasitesini artırmayı planlıyor. Artık sadece Rusya’yı değil, Çin’i de potansiyel bir tehdit olarak görüyorlar.
Washington, yeni bir anlaşma yapmaya istekli olsa da bunu Çin’in de dahil olacağı şekilde yapmak istiyor. Ancak Çin, “Sizin sahip olduklarınızın sadece yüzde 10-15’i kadar silahımız var, bu nedenle böyle bir anlaşma bizim için geçerli değil” diyerek bu tekliflere sıcak bakmıyor.
Daha Güvensiz Bir Dünya mı?
Van Hooft, tüm bu gelişmelere rağmen dünyanın yarından itibaren bir anda daha güvensiz hale gelmeyeceğini belirtiyor. Çünkü hiçbir ülke, kendi sonunu getirecek bir nükleer savaştan fayda sağlamaz.
Ancak Hindistan ve Fransa gibi diğer nükleer güçler, mevcut gelişmeler karşısında kendi arsenallerini artırmayı düşünebilir. “Zaten birçok ülke ordularını büyütme baskısı altındayken, nükleer silah anlaşması olmadan dünya biraz daha öngörülemez hale geliyor.”
Podvig ise umutlu: “Eğer anlaşma yenilenmezse bile, iki ülkenin nükleer silah sayılarını mevcut seviyelerde dondurmak ve gelecekte bu sayıları azaltmanın yollarını aramak konusunda yeniden uzlaşabileceklerini düşünüyorum.”
©TURKİNFO.NL
Yorumlar
Kalan Karakter: