Konumuz, 15 Temmuz’a giden yolda kim kiminle yol yürüyordu değil.
Konumuz, 15 Temmuz öncesi menfaat uğruna kimler nerelerde kapılar aralamaya çalışıyordu da değil.
Konumuz, 15 Temmuz öncesi İslam maskesi altında din istismarcılığı da değil.
Yıl 2002, aylardan Ocak.
Den Bosch şehrindeki meşhur Brabanthallen’da Hollanda Türk Federasyonu Büyük Kurultayı yapılmakta ve kurultayın şeref misafiri milliyetçi-ülkücü hareketin lideri Devlet Bahçeli. Kendisi o zaman aynı zamanda T.C. Başbakan Yardımcısı.
Kurultay programının akışına göre ara verilir ve liderin teşkilat başkanları ile özel bir görüşme yapacağı duyurulur. Teşkilat başkanları salonun üst tarafındaki geniş bir odaya davet edilir. Ben ise Nijmegen teşkilat başkanlığını devretmiş olmama rağmen yine de yukarıya davet edilirim.
Birçok teşkilat başkanı gibi ben de böylelikle Devlet Bey’i yakından dinleme fırsatını yakalamış oldum ve elbette bahtiyardım. Gerçekten insanların gönlünü alacak cümleler kurdu. Bu topraklarda yaşayan Türk insanının geleceğine yönelik bir sohbetti. Türkiye siyasetini bir kenara bırakmış, bizlerden burada yaşayan Türk varlığına hizmet etmemizi dile getiriyordu. Maziden atiye oklar fırlatıyordu.
Devlet Bey’in konuşmasının bir bölümü teşkilat disiplini ve fitneyi uzakta tutma konusuydu. Bir cümle kullandı ki, beni adeta çok hoşnut etmişti: “Teşkilatlarınıza cemaatin yayın organları kesinlikle girmemeli!”
Bu söz 15 Temmuz 2016 tarihinden on dört yıl önce söylendi. Gerçi Hollanda Türk Federasyonu teşkilatları bu cemaate mesafeliydi ama liderin bu sözü artık daha da net anlaşılmıştı. Başkaları cemaati göklere çıkartırken, onlara her türlü imkânı tanırken, Devlet Bey tavrını belirtmişti. Fethullah Gülen Cemaati sıkıntılıydı ve uzak durulmalıydı. Zaman Gazetesi, Sızıntı Dergisi ve Samanyolu TV gibi yayın organlarına yer yoktu. Devlet Bey’in bu duruşu, gayri millî unsurlara karşı uyanık olma duruşuydu. Bu sözlerden yıllar sonra o cemaatin FETÖ yüzü ortaya çıkacaktı.
Tabii, bizler söylenen sözü bir emir olarak kabul ettik ve böylece teşkilat disiplininin ne kadar önemli olduğunu bizatihi tatmış olduk. Büyük sözü dinleyerek çok insanımızın o malum yapıya kanmasına ve teşkilatın yanlış yönlere çekilme ihtimaline karşı tedbirler aldık.
Kulak verdik ve var olan millî duruşumuzu daha da güçlü kılabilmek için azmimizi gösterdik. On yıl olmuş hain girişime, fakat hâlen tehlike bitmiş değildir. Samimi mücadelemiz sonsuza dek devam edecektir. Büyüklerimizin sözünü dinlemeye devam ederek Türk varlığına ve insanlığa hizmetimiz hız kesmeyecektir.
Dünya sahnesine çıktığımız andan itibaren can veren son şehide kadar olan büyük tarihin mesuliyetini omuzlarımızda taşıyoruz. Yaradan yardımcımız olsun...
Murat Gedik, 14 Temmuz 2026
Yorumlar
Kalan Karakter: