Reklam
Gülsemin Konca

Gülsemin Konca


Gözlüğünüz Kaç Numara ? Yakınımı İyi Göremiyorsunuz Yoksa Uzağımı?

08 Mayıs 2016 - 22:00
Reklam

Herkes kendi penceresinden bakar ve kendi yaşadıkları ile değerlendirir gördüklerini. Her şey nasip dairesindedir elbet; lakin geleceğe dair plan, düşünce ve hayallerimiz vardır her daim. Miyop iseniz yani uzağı görme problemi yaşıyorsanız, gelecek size karanlık, belirsiz ve hayal kurmayı gerektirmeyecek kadar boş gelir. Gelecek ile ilgili doğru kararlar alabilmek için; geçmişte yanlış kararlar almış olmak gerekiyor çoğu kez maalesef. Önemli olan nerde ne hata yaptığımızı bilmek ve ders çıkarmaktır. Yaşadığımız her hadise, atlattığımız her badire eksiklerimizi gidermek için tasarlanmıştır. Yeter ki farkında olalım.

Yada uzağı görüp yakını görememe hastalığı mı var, Hipermetrop musunuz? Sürekli uzakları, geleceği düşünürken bu gününüzü mü kaçırıyorsunuz? Bugün hayatınızla ilgili birçok önemli kararlar alabilecekken, birçok dönemeçleri geçecekken, bugününüzü ihmal ediyor ve gelecek hayalleri peşinde mi koşuyorsunuz?

Nasıl baktığımız belirler kalbimizdeki duyguları. Düğün konvoyu cenaze konvoyu gibi gelir insana evliliğinde yaşadıklarından dolayı ... Belkide gönlümüz bir kabristan. Kimleri gömmedik ki oraya.

Neler konuştuğumuza, neler düşündüğümüze ve nasıl baktığımıza dikkat etmek gerekir. Şu dünya bir dağ gibidir, ona nasıl seslenirsen o da sana öyle akseder. Ağzınızdan hayırlı bir laf çıkarsa, hayırlı laf yankılanır, şer çıkarsa şer yankılanır. Siz hayata nasıl seslenirseniz, hayatta size aynı şekilde geri döner.

Devamlı bir mutluluk; bu dünyada sebepler dairesinde yok. Bazı imtihanları manevi ameliyat olarak düşünün. Acı ve zahmet verecek ama bunlar sizin iyileşmeniz icin geçirdiğiniz bir süreç. Mesele ateşte yanmak değil, mesele ateşte olup yanmamaktır. Bu da şükür ve sabırla mümkün. Şükür sabırla tam olur. İstediğini elde edince şükretmek kolaydır. Asıl mesele sabrın içinde şükrüde barındırabilmektir.

İnsanlardan kaçmadan bilakis insanlarla beraber mutluluğu yakalamak, iste asıl marifet bu. İnsanlardan kendini soyutlarsan, sadece kendi sesini duyarsın. Halbuki hayat kendinden ibaret değildir, başka insanlarla birlikteliktir hayat. Ancak başkası ile gelen mutluluk, başkası ile gider. Kendi içimizde mutluluğu aramamız lazım. Sebeplere bağlı kılmamalıyız mutluluğu, sebepler ötesine geçip maddi bir pencereden manevi bir pencereye geçiş yapmamız gerekiyor aslında. Her görünenin altında yatan manayı anlamak için. Basit yaşamayın, basit düşünmeyin. İsteyen kıyılarda çakıl taşı toplasın. Siz derinlerde ki inci mercanın peşinde olun.

Şayet her şey basit, karanlık ve anlamsız geliyorsa; yaşadıklarımızın, karşılaştığımız olayların hala gerçeğine ulaşamamışız demektir. Belki de farkındalık ve iman ışıklarını yakmayı unuttuk gerçekler ötesini görebilmek için.

Ömründe hiç fil görmemiş olan Hintliler bir ahırda fil olduğunu duyup koştular. Ahır karanlıktı,  fili göremedikleri için dokunarak tanımaya çalıştılar.

Bir tanesi hortumunu tutu;

"Fil borudur." dedi.

Diğeri kulağını tuttu;

"Hayır fil yelpazedir." dedi.

Bir başkası ayağını tutu;

"Fil sütundur." dedi.

Öteki sırtını elledi;

"Fil Tahttır." dedi.

Şayet bir mum yaksalar fili göreceklerdi...

 

FACEBOOK YORUMLAR

YORUMLAR

  • 0 Yorum