Doğru zamanda doğru hamle: Türkiye'nin otomobili

60 yıl önceki rüyayı gerçekleştiren yerli otomobil, Türkiye için lokomotif bir sektör olabilir. Otomobil girişiminin özellikle ihracatta başarıya ulaşması birçok sektörde girişimciler için yeni küresel fırsatlar oluşturacak.

Doğru zamanda doğru hamle: Türkiye'nin otomobili
21 Ocak 2020 - 12:08

27 Aralık 2019 günü pek çok kişinin merakla beklediği Türkiye’nin yerli otomobilinin tanıtımı yapıldı. O güne kadar hiçbir özelliği bilinmeyen ve hakkında ciddi bir merak uyandırılan Türkiye’nin otomobili iki farklı ürün ile sahneye çıktı. Akıllı telefonlar nasıl bir telefondan öte sağlık, iş, organizasyon gibi pek çok ihtiyaca cevap veren fonksiyonlar yüklendiyse elektrikli otomobil de sadece bir araç değil, geleceğin yaşam alanı olarak tasarlandı.

Türkiye başarısız olan Devrim Otomobili denemesinden 60 yıl sonra elektrikli araç sınıfında yeni başlayan yarışa en tepeden dâhil olmayı seçti.

Dijital dönüşüm uygulamalarının yakın gelecekte hayatımızda büyük bir değişim doğuracağı, pek çok makineyi yapay zekâ ile donatıp akıllı hale getireceği pek çoğumuzun malumu. Esasen bu değişimin ne kadar kısa sürede gerçekleşeceği konusunda bir belirsizlik yok, pek çok ülke gizli veya açıktan bu dönüşüm için yatırım yapıyor. Geleceğin akıllı ev/iş aletleri ve telefon ile entegre sistemlerine otomobillerin de eklenmesi kaçınılmaz idi. Ancak bu değişime Türkiye’nin bu kadar erken entegre olmasını pek çok kişi hiç beklemiyordu. 27 Aralık günü yapılan tanıtımın ardından ünlü otomobil "YouTuber’ları" da dahil, katılımcıların genel olarak söylediği, “Bu kadarını beklemiyorduk” oldu.

Yerli otomobil Türkiye’ye dijital dönüşüm yolculuğunda sınıf atlatacak bir süreç olarak düşünülmeli ve değerlendirilmelidir.

On dokuzuncu yüzyılın sonlarına doğru başlayan içten yanmalı motorlu araçların üretimi günümüzde çok ciddi mesafe kat ettiği ve araçlar tasarım, motor, şanzıman ve elektronik aksam olarak çok gelişmiş oldukları için yeni bir üreticinin sıfırdan böyle bir yarışa girmesi ve başarma ihtimali oldukça zor görünüyordu. Zira yüz yıllık firmaların sahip olduğu marka gücü, bilgi, tecrübe ve know-how seviyesi yakalanır gibi değil. Fakat yakın zamanda “yıkıcı teknoloji” olarak adlandırabileceğimiz elektrikli otomobiller sahneye çıktı ve Türkiye başarısız olan Devrim Otomobili denemesinden 60 yıl sonra elektrikli araç sınıfında yeni başlayan yarışa en tepeden dâhil olmayı seçti.

TOGG’un zaman planlaması

2017 yılı Kasım ayında Anadolu Grubu, BMC, Kök Grubu, Turkcell ve Zorlu Holding ile TOBB’un birlikte kurduğu TOGG Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketi yerli otomobil için çalışmalara başladı. 2019 yılının son günlerinde tanıtımı yapılan araçlar için kurulacak fabrikanın inşaatına kısa bir sürede başlanması ve 150 adet prototipin üretilerek gerekli testlerin yapılması planlanıyor. 2022 yılına kadar Türkiye’de elektrikli araçlar için şarj altyapısının tamamlanması ve 2022 yılı sonlarında araçların satışa sunulması hedefleniyor. TOGG’un ürettiği otomobilin Avrupa’nın klasik olmayan ilk elektrikli SUV’u (Spor Amaçlı Taşıt) olarak piyasaya sürülmesi bekleniyor. SUV’u Sedan ve diğer 3 model takip edecek.

Aracın tasarımında Pininfarina isimli dünyaca ünlü firma ile birlikte çalışıldı. Bu firmanın Ferrari, Alfa Romeo, Maserati, Volvo, BMW gibi pek çok otomobilin tasarımını yaptığı biliniyor. Türkiye’nin otomobilini tasarlar ve üretirken prensip olarak eğer gerekli ürün ve hizmet Türkiye içinde üretiliyorsa Türkiye’deki en iyi ortakla çalışıldı, eğer yoksa dünyadaki en iyi ortaklar bulundu ve onlarla çalışıldı. Türkiye’nin otomobilinin tasarımında bu İtalyan şirketle çalışılması bazı kişiler tarafından eleştirildi. Ancak küresel pazarlarda rekabet etmeyi hedefleyen bir ürünün tasarımını gerçekleştirmek için dünyada bu işi en iyi yapanlardan bir şirketle çalışılması en iyiye ulaşma çabası olarak değerlendirilmeliydi.

Türkiye’nin otomobili ne kadar yerli?

Türkiye’nin otomobili gündemimize girdiği ilk andan itibaren yetkililer fikri ve sınai hakları tamamen Türkiye’ye ait bir araç üreteceklerini söylediler. Fakat gösterime sunulan araçlar her ne kadar tasarım ve teknik özellikler bakımından büyük beğeni topladıysa da, tasarım gibi dışarıdan alınan hizmetler ve elektrikli araçta kullanılacak pillerin yerli olup olmadığı konusu bazı kişiler tarafından sorgulandı. Bu konuda TOGG CEO’su ilk model için yerlilik oranı olarak yüzde 51 sözü verdiklerini ve imalat başladıktan 3 yıl sonra yerlilik oranını yüzde 68,8’e çıkarmayı hedeflediklerini açıkladı.

Türkiye’de pil üretimi konusunda çalışmalar TOGG ortaklarından Zorlu Holding tarafından 2018 yılında başlatıldı. Zorlu Holding 2018 yılında Çinli GSR Capital şirketi ile enerji depolama bataryaları üretimi için anlaştı ve 2023 yılında yerli piller piyasaya sürülecek şekilde bir planlama yapıldı. Bu ortaklık bir yandan yerli otomobil, diğer yandan da telefon ve elektrikli ev aletleri gibi pek çok sektör için pil üretmeyi hedefliyor. Ortaklık anlaşması imzalanan 25 bin megavat kapasiteli batarya fabrikası 500 bin adet elektrikli araca batarya sağlayacak.

Elektrikli aracın en önemli aksamı olarak hızlı şarj edilebilir uzun menzile sahip bir batarya ünitesine sahip yazılım ve tasarımın Türkiye’ye ait olması aracın milli sayılması için yeterli özellikler. Elektrikli araç üretiminde piller satın alınıp verimli şarj ve kullanım için gerekli yazılımla batarya tasarımı yapılarak araca yerleştiriliyor. Fakat nasıl yazılımcılar bir araya getirilip yazılım geliştiriliyorsa, Tesla’nın yaptığı gibi pil fabrikası da kurmak uzun vadede elektrikli otomobil yolculuğunda Türkiye’nin elini güçlendirir ve dış tehlikelere karşı bu girişimi garantiye alır. Dünyada herhangi bir nedenle pil fiyatlarının yükselmesi durumunda, Türkiye’nin bu değişikliklerden etkilenmeden tüm süreci kontrol altında tutabilmesi için pil üretimine yoğunlaşması stratejik önemi büyük bir adımdır.

Türkiye’de yerli otomobil nasıl destekleniyor?

60 yıl önceki rüyayı gerçekleştiren yerli otomobil, Türkiye için lokomotif bir sektör olabilir. Savunma sanayiinde millileşme hamlesi nasıl birçok yerli girişimin önünü açmış ve bu alanda pek çok insana çalışma alanı oluşturmuşsa, otomobil girişiminin özellikle de ihracatta başarıya ulaşması birçok sektörde girişimciler için yeni küresel fırsatlar yaratacak. Ayrıca zamanda Türkiye’de pek çok start-up yerli otomobil için çözümler üretecek, yazılım ve aksam, rekabet ortamında gittikçe ucuzlayacak.

Yerli otomobilin tanıtımından hemen sonra Bursa Uludağ Üniversitesi bu süreçte ortaya çıkacak nitelikli insan gücü ihtiyacına cevap verebilmek için çalışmalara başladı. Uludağ Üniversitesi Teknik Bilimler Meslek Yüksekokulu’nda Otomotiv Teknolojisi Programı müfredatına Elektrikli Taşıtlar dersinin eklenmesi kararlaştırıldı. Yerli araç üretiminde üretim kadar satış sonrası servislerde de ciddi bir insan kaynağı ihtiyacının doğacağı öngörülerek ders programlarında gerekli düzenlemelerin yapılması kararı alındı.

Ayrıca Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı da Otomobil Girişim Grubundaki batarya grubu ile ortak bir çalışma içinde olduğunu açıkladı. Yerli otomobilin Ar-Ge ekibi içerisinde en önemli paylardan birini batarya teknolojileri oluşturuyor. 2019-2023 yıllarını kapsayan 11. Kalkınma Planı’nda yer alan Otomotiv Destek Programı kapsamında sensör, batarya, yakıt hücresi ve yazılım gibi alanlarda teknoloji ve üretim kabiliyetleri geliştirilecek. Ayrıca, yeni nesil araçlar için uygun altyapının oluşturulması, otonom ve bağlantılı araçların geliştirilmesi ve kullanılmasına ilişkin teknik mevzuat ve altyapı ihtiyacının belirlenmesi ve elektrikli otomotiv üretimine yönelik batarya yatırımı yapılması bu kalkınma planında yer alıyor.

Yerli otomobil bir sonuç değil, bir süreçtir

27 Aralık’ta Türkiye içten yanmalı motorla çalışan bir otomobil tanıtmış olsa, böyle bir heyecan oluşmazdı, çünkü dünyada bugün bu işi çok iyi yapan pek çok marka var. Ancak şu an piyasa payı yüzde 1 olan ve on beş yıl sonra yüzde 40'lara çıkması beklenen bir ürünle sahneye çıkılması Türkiye’de ve dünyada çok olumlu bir etki meydana getirdi.

Yerli otomobil Türkiye’ye dijital dönüşüm yolculuğunda sınıf atlatacak bir süreç olarak düşünülmeli ve değerlendirilmelidir. Bir buçuk yıl gibi kısa bir sürede çağı yakalayan teknik donanıma sahip ve akıllı bir araç tasarlanmış, bu araç Sony’nin yaptığı gibi hareketsiz bir model olarak tanıtılmamış, tekeri dönmüş ve yola çıkmaya hazır hale gelmiştir. Yerli otomobil yapay zekâ, sensörler, nesnelerin interneti, yazılım ve donanım konusunda Türkiye’de pozitif bir dışsallık oluşturacak ve Türkiye bu aşamada öngörülü hareket edip gerekli yatırımları yapar ve insan kaynağını yetiştirirse bahsi geçen sektörlerde geleceğin pazarlarında kendine yer bulabilecektir.

[Türk-Alman Üniversitesi’nde İktisat Bölümü öğretim üyesi olan Doç. Dr. Elif Nuroğlu, uluslararası iktisat, yerçekimi modeli, ampirik uluslararası ticaret, ekonometrik modellemeler, ampirik makroekonomi, yapay sinir ağları ve fuzzy yaklaşımlar alanlarında çalışmaktadır]

FACEBOOK YORUMLAR

YORUMLAR

  • 0 Yorum