İlhan Karaçay

İlhan Karaçay


Hollanda'da tartışılan konu: Dikastocratie. Hukuk devleti mi, hakimler devleti mi?

17 Mart 2020 - 08:35

Hollanda’da bir yığın politikacı ve hukuk uzmanının günlerdir tartıştıkları konu, Yunanca’dan gelme, dikastḗs (hakimler) ve kratein (yönetim) sözcüklerinden oluşan ‘Dikastocratie’ konusudur.
Politik bir filozofi terimi olan bu söz, ‘Hakimler ile yönet’ anlamını taşıyor.  
Yani burada söz konusu olan ne demokrasi, ne de diktatörlük.

İşte, son günlerde Hollanda’daki politikacılar ve hukuk uzmanları, ‘Hollanda Dikastocratie ülkesi mi oldu? Yani Hollanda bir hukuk devleti midir, yoksa hakimler devleti mi?’ sorularını tartışıyorlar. Bu söylem Hollandaca dilinde güzel oturuyor:
Tartışma, ‘Rechtsstaat’ mı (Hukuk devleti mi) yoksa ‘Rechtersstaat’ mı (Hakimler devleti mi) şeklinde sürüyor.
Tartışanlar içinde o kadar ünlü isim var ki, bunları sıralayarak başınızı ağırtmanın bir anlamı yok. Bu tartışmaya neden olayları da sıralamama gerek yok. 
Anlatmak istediğim, Hollanda gibi, medeniyetin beşiği sayılan demokratik bir ülkede bunlar oluyorsa, varın artık diğer ülkelerde nelerin olabileceğini…

Hollanda’da gündemde en çok yer alan konu, tabii ki tüm dünyada olduğu gibi korona virüsü.
Yasaklar arasına Cuma namazları da girdi.
Herkesin yazdığı bu konuya ben girmeyeceğim.
Bizi de ilgilendiren ve gündemi meşgul eden konular arasında göçmen ve sığınmacı sorunu ile Türkler’e de uygulanmaya çalışılan uyum kursları ve sınavı konuları yer alıyor.
Bu konularda Hollandalılar ile hemfikir olmadığımız pek çok nokta var. Bunları dilimizin döndüğü kadar belirtiyoruz. Ama ne var ki, bazılarımız o kadar katı ve tutucu ki,  yapılan jestleri görmezden geliyorlar.

Sığınmacılar konusunda gerçekleri yazan ve Yunanistan’ı suçlayan yazar Carolijn Vos’un anlattıklarını yayınladığım zaman, bazılarımızdan gelen tepki şuydu: ‘Amaaaan, akılları şimdi mi başlarına geldi?’.

Türkiye ile Avrupa Birliği arasındaki 6 milyar euroluk anlaşmanın mimarı olan Avusturyalı Gerald Knaus’un, Hollanda TV ekranlarına çıkıp, program sunucularının iyi niyetli olmayan tüm girişimlerine rağmen, Erdoğan için ‘Bu konuda çok haklı’ damgasını vurdu ve Avrupa Birliği tarafından Türkiye’ye gönderilen paraların nerelere harcanmış olduğunu tek tek anlattıktan sonra, ‘Avrupa Birliği, anlaşmanın devamını getirmeli ve bundan sonra harcanacak olan paraları da Türkiye’ye vermeli’ dedi. Avrupa Birliği’nin, Türkiye’ye göçmen konusunda kabadayılık yapacak güçte olmadığını belirten Knaus, Program sunucusunun, Avrupa Birliği Komisyon Başkanı Ursuyla von der Leyen’in, sınırdaki göçmenleri püskürttükleri için Yunanistan’ı öven ve kahraman ilan eden açıklamasını nasıl bulduğunu sorması üzerine, Gerald Knaus şu cevabı verdi:
Yunanistan’ı desteklemek de neymiş? Sınırdakiler silahlı bir düşman ordusu mu? Sınırdakiler sadece ve sadece güçsüz göçmenlerdir ki, bunların tamamının kabul edilmesi gerekir. Göçmen sorununu hâlâ anlayamayan Avrupa ülkelerinin, Türkiye ile samimi ilişkiler içine girmesi gerektiğini belirten Knaus, ‘Aksi takdirde göçmen sorunu faciayla sonuçlanabilir’ dedi.
Bizim için çok önemli olan bu açıklamayı yayınladıktan sonra da, ‘Amaaan bunlar zaten hep böyle, sıkıştıkları zaman sinerler’ gibisinden yanıtlar geldi.

Ankara’da Hollandalı bir Bakan, Atatürk’ümüzü ziyaret etti, çelenk bıraktı ve saygı duruşunda bulundu. ‘İşte dostluk budur’ diye yazdığım zaman, ‘Düşmandan dost olmaz’ şeklinde tepkiler geldi.
Yani, yapılan jestleri bile takdir edemeyenlerimiz var.
Bu ayki bültenimdeki en son yazının başlığı, ‘İyi ki varsınnız facebok, twitter, instagram, ve whatsapp. İyi tanıdığımızı zannettiklerimizin gerçek yüzlerini görüyoruz’ şeklinde.
O yazıdan bir paragrafı ekleyerek yorumumu tamamlıyorum. 

Sosyal medya sayesinde, yıllardır birlikte yaşadığımız bazı arkadaş ve tanıdıklarımızın gerçek yüzlerini görmüş oluyoruz. Sosyal medyayı kullandıkça kendilerini fenomen olarak görmeye başlayan bu insanlar, bilmedikleri konulara da maydanoz oluyorlar. Sosyal medya olmadan önce, köşelerinde kedi gibi oturanlar, şimdilerde kendilerini ‘Büyük yorumcu’ olarak görüyorlar. 
Her şeyi nasıl da biliyorlar. Depremde ‘arkeolog’, hastalıkta ‘doktor’, savaşta ‘komutan’, futbolda ‘teknik direktör’ ve siyasette ‘siyaset bilimci’ oluyorlar.
Bugün facebook’a giriş yaptım. Bir tanıdığımın ismini tam dört ayrı konuda yorum ve eleştiri yaparken gördüm. Kendisine yanıt verenleri de nasıl azarladığını ve hatta hakaret ettiğini gördüm.
Pes vallahi !

FACEBOOK YORUMLAR

YORUMLAR

  • 0 Yorum