İlhan Karaçay

İlhan Karaçay


KAHREDİCİ 2002 YILI

04 Mayıs 2020 - 21:13

Bin yıl’ anlamına gelen milenyumun üçüncüsü maalesef iyi başlamadı.
Milenyumdan önce taş devri yaşandı.
Birinci milenyumda Hz. Isa ve Hz. Muhammed devri yaşandı.
İkinci milenyumda demokratikleşme ve çağdaşlaşma dönemi yaşandı.
Üçüncü milenyumun başlangıcı ise talihsizliklerle dolu oldu.


2000 yılını deprem felaketleriyle geçirdik.
2001 yılı Türkiye’deki insanlarımız için tam bir yoksulluk yılı oldu.
Aynı yılın sonunda ABD’de yaşanan 11 Eylül felaketi ise, İslam dünyası ve bu dine mensup insanlar için başlayacak olan ‘kıyım’ ın habercisi oldu.

2002 yılı, özellikle Hollanda’da yaşayan biz Türkler için tam anlamıyla kahredici bir yıl oldu. Bu kahırların 2003’te de devam edeceğine inanıyorum.


2002 yılı Pim Fortuyn adlı bir zavallının söylemleri ile başladı.
Cinsel tercihi hiç kimseyi ilgilendirmez ama, cinsel tercihini çok çirkin söylem ve eylemlerle ortaya koyan ve çok kimseye göre de ‘şarlatan’ niteliğinde olan Pim Fortuyn talihsiz bir şekilde katledildi. Prim toplayan söylemlerinin ana konusu yabancı ve İslam düşmanlığı olan Pim Fortuyn, öldürüldükten sonra adeta kahramanlaştı. Ölünün arkasından kötü konuşmamak bizim kültürümüzde de var ama, sağ iken  söylemleri ve eylemleri çirkin ve acımasız olduğu için yerden yere vurulan Fortuyn’ün, ölümünden sonra yakılan ağıtları hak etmediğini ileri sürmek yanlış olmaz.


Pim Fortuyn’e bu ağıtlar neden mi yakıldı ?
Siyasetçi her zaman çirkin değildir ama, Fortuyn’ün kazandığı primleri devralmak için söylem değiştiren siyasetçiye ‘çirkin’ demek bir haktır.
Pim Fortuyn konusunda, Groen Links’in eski lideri Paul Rosenmöller’den daha harbi bir siyasi lider çıkmadı. Yaşadığı sırada Fortuyn’ü TV oturumlarında maskaraya çeviren Rosenmöller bile, suikasttan sonra meydana çıkan toplum baskısı karşısında susmak mecburiyetinde kaldı.

Pim Fortuyn’ün katledilişi yüzünden tepki oyları artan LPF (Pim Fortuyn Listesi) Partisi, beklenenden daha çok sandalye kazanınca, koalisyon ortağı olmaya hak kazandı.
İşte ne olduysa bundan sonra oldu.
Hükümette yer alan LPF, yabancılar ve özellikle Müslümanlar aleyhine  taslak üzerine taslak düzenledi.
Bu durumda diğer partiler de boş durur mu?
Oy kaybetmemek için ‘Kraldan daha çok kralcı’lığı seçen diğer partiler de, yabancılar aleyhine yasa taslakları düzenlemeye başladılar.

Siyasetçiler böyle olunca Hollanda medyası da bunlara çanak tutma görevini daha yoğun yapmaya başladı.
Ülkede bir Türk öksürdüğü zaman bile, ‘Türkler kanser bulaştırıyor’ anlamında yayınlar yapılmaya başlandı.

Neler yayınlamadı ki Hollanda medyası ?
Alanya’daki katillerin bir yanlışlık sonrasında serbest bırakılmaları üzerine Türkiye’ye karşı adeta savaş açıldı. Prens Willem Alexander ve eşi Maxima’nın Türkiye’ye yapacağı ziyaret bile ertelendi.

Daha sonra yine Alanya’da motosikleti ile bir Türk gencini öldüren Danny isimli bir Hollandalı gencin hapisane macelaraları ( !) yayınlanmaya başlandı. Tam anlamıyla bir ‘Kızılderili hikayesi’ yazan Hollanda medyası, bu konuda da Türkiye’ye karşı bir savaş açmıştı.

Bu da yetmedi, güney sahillerimize tatile giden Hollandalı turistlerin yığınlar halinde ishal oldukları haberleri yayınlandı. Bu konuda da ‘Kızılderili hikayeleri’ dile getirildi ve abartılı röportajlar ile Türk turizmi baltalanmak istendi.

Hollanda medyasını durdurmak mümkün değildi.
Bu kez, Türk hastanelerinde sahtekarlık yapıldığı haberleri yayınlandı.
Tedavileri sonrasında ödeme yapılmadığı için pasaportlarına el konulan Hollandalılardan söz edildi.

Türkiye’deki gelişmeleri sürekli olarak aleyhimizde kullanan Hollanda medyası, Hollanda içinde yaşanan olayları da abartılı bir şekilde aleyhimize kullandı.
Hatta bazı haberler düzmece idi.

8 Türk’ün kendisine tecavüz ettiğini iddia eden 13 yaşındaki bir kız ortalığı ayağa kaldırırken, Hollanda medyası ‘Mal bulmuş Mağribi’ misali bu habere sarıldı ve Hollanda’da yaşayan yarım milyona yakın Türk’ü rencide edici yayınlar yaptı.

Hollanda medyasının Türkiye ve Türkler’i karalamak için yaptığı yayınların haddi hesabı yok. Ne yazık ki, içimizde bulunan bazı çürük elmaların yaptığı hatalar hepimize mal edilmeye çalışıldı.

DÜNYA gazetesi olarak biz, yukarıda sıraladığımız tüm yayınlar sonrasında Türkçe ve Hollandaca olarak yayınladığımız haber ve yorumlarda bu durumu şiddetle kınadık. Bu nedenle pek çok medya kuruluşu ile aramız bozuldu. Hatta Alanya mağduru kızların avukatı tarafından şikayet edildik. Hollanda Basın Konseyi’nde yargılandık. Belki yakında bize bir tekzip cezası gelecek. Ama biz bildiğimiz doğru yoldan şaşmayacağız. Her zaman haklının yanında olacağız.

2002 yılı içinde duyduğumuz, gördüğümüz ve okuduğumuz şeylerin çoğu ‘allochtoon’ kapsamı içindeydi. Sabahları ‘Allohtoon, Türk ve İslam’ sesiyle uyandık, gün boyu aynı kelimeleri duyduk, okuduk ve gördük, akşamları da bunlar ile yatağa girdik. Öyle ki, tam 36 yıldır yaşadığım Hollanda’da, sinirlerimin bozulduğu böylesi bir yıl yaşamadım.


1984 yılında Hürriyet’i bırakıp Türkiye’ye dönüş yaptıktan iki yıl sonra, Hollanda’ya yeniden geri dönmeyi planlamıştık. Geri dönecektik ama, arada bir geldiğim Hollanda’da o yıllarda da medya ile sorunlarım vardı. Sırf bu yüzden Hollanda’ya dönmekten korkuyordum. Eşim bana, ‘Oraya döndüğün zaman her şeye kulaklarını tıka’ tavsiyesinde bulunmuştu.
Ama bu mümkün müydü ?
Hem de gazetecilik yaparken?
1986 başında yeniden yerleştiğim Hollanda’da gazeteciliğimi sürdürdüm. Burada yayınlanan Türkçe ve Hollandaca HABER gazetesinde Genel Yayın Müdürlüğü yapmaya başladım. Aynı zamanda da GÜNAYDIN gazetesinin Benelüks temsilciliğini de üstlenmiştim.
Hollanda medyasına ve siyasetçilere karşı kulağımı tıkamam ve gözümü kapamam mümkün olamazdı. O yıllarda sürdürdüğüm mücadele, bu günlerde daha da yoğunlaştı. Bu yoğunluk öyle ağır ki, bıkma derecesine geldi.
Ama bıkmamamız gerekirdi.
İçimizden bazılarını araç olarak kullanıyor olsalar da mücadelemizi sürdürmeliyiz.

Kötü ve talihsiz bir 2002 yılı geçirdik.
Hiç umutlu değilim ama, 2003’te yüzümüzün gülmesini diliyorum.
En azından sağlıklı bir yaşam için dua edelim.

Nice mutlu yıllara…!

 

FACEBOOK YORUMLAR

YORUMLAR

  • 0 Yorum