Yazı devamla, “Orta Çağ'ın ‘barbar’ olduğu yönündeki klişeleri yıkmanın tam zamanıdır,” diyor. Bu klişeleri, Jones Roelenes ve Nathan van Kleij'in birlikte yazdıkları “Geçmişteki Karanlık Çağlarla İlgili Klişeler” (Hollandacası: “Middeleeuwse medemensen - De clichés over de donkere eeuwen voorbij”) kitabında ortaya koydular ve bu konudaki yanlış bilgileri düzeltiyorlar. Umut ederim bu kitap da kısa sürede Türkiye’de yayımlanır.
Tarihsel olarak insanlık, birbirinden farklı dört ayrı ve büyük çağdan geçerek günümüze gelmiştir. Bu çağlar:
-
İlk Çağ,
-
Orta Çağ,
-
Yeni Çağ,
-
Yakın Çağ.
Yeni Çağ, Fatih Sultan Mehmet’in 1453 yılında İstanbul’u fethetmesiyle başlar. Böylece Fatih Sultan Mehmet bir çağı kapatıp yeni bir çağ açmıştır.
Bu çağlar içinde Orta Çağ söz konusu oldu mu hemen bir ön yargı öne çıkıyor. Orta Çağ karanlık, kötü bir dönemdi, deniyor.
DÜNYA MEDENİYETLERİ
Çağların yanında büyük insanlık bir de medeniyetler yaratmıştır. Bu medeniyetler şunlardır:
-
Yunan Medeniyeti,
-
İslam Medeniyeti,
-
Avrupa Medeniyeti.
Bu açıdan baktığımızda Avrupa Medeniyetinin temelleri de İslam ve Yunan Medeniyetlerinden alınmadır. Avrupa, İslam ve Yunan Medeniyetlerinden beslenerek bugünkü aşamaya gelmiştir.
İSLAM MEDENİYETİ
İslam Medeniyeti, bir Orta Çağ ürünüdür. Ve Avrupa Medeniyetinin de anasıdır.
Hollanda’da haftalık yayınlanan Elsevier dergisi, 10 Aralık 2005 tarihli nüshasında da İslam Medeniyeti ile ilgili çok güzel bir yazı yayımladı.
Elsevier dergisinde “ÖNCÜ (İlerici) İSLAM” başlıklı yazısını Hollandalı bilim insanı Simon Rozendaal yazdı. Rozendaal, şöyle diyor:
“İslam dünyada birinci uygarlık olduğu 8. ve 15. asırlar arasında, yani Orta Çağ’da, İslam kültürü entelektüel, liberal, hoşgörülü ve aydınlatmacıydı. Bin yıl önce Bağdat’ta Müslümanlar cebiri buldular. Hastane ve robot Müslümanların buluşudur.
Dünyanın hiçbir yerinde Müslümanlar kadar kitap okuyan bir millet yoktu. Bağdat, kütüphanelerin merkeziydi. Hz. Muhammed, bilim adamlarının şehitlerin kanından çok daha değerli olduğunu söylüyordu. O zamanlar Batı dünyası geri, İslam dünyası ise ileri ve öncü bir medeniyeti temsil ediyordu.
Orta Çağ’da Hristiyan dünyası kış uykusunda iken, Bağdat’ta Müslüman bilim adamları Yunan klasiklerini Arapçaya çevirip okuyorlardı. İslam bilim adamlarının geliştirdiği robotlar, eğlencelerde misafirlere hizmet sunuyorlardı.
-
ve 15. yüzyıllar arasında Avrupa derin, karanlık Orta Çağ’dan geçti ve İslam dünyası insanlığın geri kalanı için parlak bir örnekti. Öğrenme, entelektüellik, bilim, teknoloji ve medeniyet orada gelişti.
İslam'ın bilimsel altın çağı işte bu dönemde ortaya çıktı.
İlerlemenin, medeniyetin öncüsü kâğıdın bulunması ile oldu. Sekizinci yüzyılda ilk İslami kâğıt fabrikası, şimdi Özbekistan olan Semerkant'ta inşa edildi.”
Bu satırları yazan, ateist olduğunu söyleyen bir bilim insanıdır.
Sonuç olarak; eskiden durum çok farklıydı. O zamanlar Batı Hristiyan dünyası geriydi ve İslam dünyası çok ileriydi.
Aynı düzeyi ve medeniyeti yakalamak için İslam Medeniyetini kendimize örnek almalıyız. Bunun da anlamı; nakli dinî ilimlerin yanında aklî, fennî, tabiat, astronomi, anatomi gibi çeşitli bilimleri de öğrenmeli ve öğretmeliyiz. Çünkü İslam Medeniyeti böyle ortaya çıkmıştır.
Orta Çağ’da camilerin yanında gökyüzünü rasat eden rasathaneler vardı. Bilimin her dalında Müslümanlar ileri bir konumdaydı. Çünkü Kur’an’ın 6.000’den çok olan ayetlerinin 750’si insanı, tabiatı incelemeye davet ediyordu. (Yani bir Müslüman’ın ilimle, bilimle uğraşmasını emrediyor.) İslam peygamberi, “Âlimlerin mürekkebi, şehitlerin kanından daha kutsaldır” diyordu.
Sonuç olarak Hacı Bektaş-ı Veli’nin de dediği gibi: “Bilimden gidilmeyen yolun sonu karanlıktır.”
Bekir CEBECİ
Rotterdam, 15 Haziran 2026
E-mail: [email protected]
Yorumlar
Kalan Karakter: