Yıllar önce bu konu hakkında yazdığım yazılar bugün hâlâ gündemde. Çünkü şartlar değişiyor. Toplum değişiyor. Tartışmalar değişiyor. Ama sevgiye olan ihtiyaç hiç değişmiyor.
Çocukluk yıllarımda ‘Sevgililer Günü’ denildiğinde gözümün önüne yakışıklı bir İtalyan Valentino ile güzel bir genç kızın aşk hikâyesi gelirdi. Meğer işin aslı çok farklıymış. Gerçek Valentine ne bir film yıldızı ne de romantik bir roman kahramanı. O, Roma’da yaşamış bir rahipti.
Bugün bütün dünyada kutlanan 14 Şubat’ın arkasında romantik bir hikâyeden çok, inanç ve cesaretle verilmiş bir mücadele var.
AZİZ VALENTINE’NİN HİKÂYESİ
Üçüncü yüzyılda Roma’da yaşayan Aziz Valentine, dönemin zalim yöneticilerinden Claudius’un yasaklarına karşı çıkan bir din adamıydı. Claudius, savaşacak asker bulmakta zorlandığını düşünüyor ve bunun sebebini erkeklerin ailelerine ve sevdiklerine bağlı olması olarak görüyordu. Bu yüzden evlenmeyi yasakladı.
Yasağa uymayanların cezası ağırdı. Sadece evlenenler değil, el ele tutuşan gençler bile ölümle cezalandırılıyordu.
Aziz Valentine ise bu uygulamanın insanlık dışı olduğunu savundu. İnandığı dinin böyle bir yasağı kabul etmeyeceğini söyledi. Gençler ona başvurmaya başladı. O da kilise kurallarına göre çiftleri gizlice evlendirdi.
Durum ortaya çıkınca Claudius, emrine karşı gelen Valentine’nin idam edilmesini emretti. Valentine öldürüldü. Halk üzgündü ama korkudan ses çıkaramadı.
Yıllar sonra Papa Gelasius, 14 Şubat’ı Aziz Valentine Günü ilan etti. O günden sonra bu tarih, sevgililerin günü olarak anılmaya başladı.
‘Sevgililer Günü’ dendiği zaman, çok yakışıklı bir İtalyan Valantino ile güzel bir genç kızın aşk hikâyesi aklıma gelirdi. (Üstteki fotoğrafın solundaki gibi)
Kaldı ki, benim hayalimdeki Valantino ile, hikâyenin gerçek kahramanı arasında hem görsel olarak ve hem de içtimai olarak büyük bir fark varmış.(Üstteki fotoğrafın sağındaki gibi)
Yorumlar
Kalan Karakter: